Değinmeler -2-


Birazcık bilseydin ne kadar çok sevdiğimi dostumu, asla bırakmazdın dostunu!
Bu sözü bana kaybetme noktasına geldiğim ve
ne yaparsam yapayım asla tekrar kazanamayacağımı düşündüğüm bir insan söyledi.
Bazen insan önünde duran şeyin güzelliğini fark eder,
fakat uzanıp o şeye dokunursa büyünün bozulacağını düşünür ya
işte ben de tam olarak bunu düşünüyordum
ve dostumu kaybetmemek için elimi uzatmaya cesaret edemiyordum ki
bana uzanan bir el gördüm.
Benim uzanmaktan korktuğum şey bana daha da mükemmelleşerek geliyordu.
İşte o anda kendimi “dünyanın en şanslı insanı” hissettim.
O ele tutundum ve bir daha asla ayrı kalmayacağımı bilerek sıkıca sarıldım.
Bir dostun sıcaklığını ruhunda hissetmek kadar güzel bir duygu yoktur herhalde.
Ben gerçek bir dosta sahibim ve bu nedenle her gün kendimi daha da mutlu hissediyorum.
Bana bu mutluluğu yaşattığı için ve beni kaybetmemek için mücadele verdiği için
bütün yazdıklarımı hayattaki tek dostuma ithaf ediyorum.
İyi ki varsın…

Merak Ettiklerim

Bir şarkı sözü: Yalnızım dostlarım, yalnızım yalnız
Bu söz yalancı dostluğu mu, yoksa yalancı yalnızlığı mı anlatıyor?
Ne yani,
dostları olan insan da yalnızlıktan şikayet edebiliyor mu?

Hayat Notları'ndan

Dostlar kötü günlerde yanımda olan insanlar değildir.
Dostlar iyi günlerde yanımda olup,
kötü günlere sürüklenmeme engel olmaya çalışan insanlardır.

Şiirsel

birçok dejavusal kesitin şahlanışı,
hiç yaşanmamış bir bütüne dönüşen parçaların anlamsız izleği
şiirin ritmine eşlik edemese de
kalbi parçalamak için bir cümle yetiyor…

Sizden Gelenler

"Bir Çocuk Ağlıyor Bilinçaltımda” başlıklı şiirsel karalamama
iki farklı şairden gelen eleştiriler…

"Okurken içimde hissettiğim bir şiir bu...
Belki bana güceneceksin ama eski yazdıkların bu lezzeti vermiyordu nedense...
Belki de yüreğinin kıyısından gelen şiirler ve yazımlardı onlar.
Bu şiir ise can evinden, yüreğin tam orta yerinden akmış bize doğru...
Hani ne derler... Ey minel aşk...nelere kadirsin :))
Tebrik ediyor devamını diliyorum...."

Çiğdem Altınöz

"Bunu yapma üstadım...
Milletin yorumunu bekleme... Oku, araştır ve sına... gerisi hikâye...
Bazı kelimeler şiire yakışmıyor, bazı sözdizimleri şiire yakışmıyor artık,
bunu anlamak lazım... okumak lazım..."

Zafer Yalçınpınar

(Çiğdem Hanım'a ve Zafer Bey’e teşekkürlerimle...)

Kitap

Ne okuyorum:
Ferit Edgü'nun "Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı" isimli romanını ve
Şükrü Erbaş'ın "Aykırı Yaşamak" isimli şiir kitabını...

En son ne okudum:
Ayfer Tunç'un "Aziz Bey Hadisesi" isimli öykü kitabını ve
Özdemir Asaf'ın "Yalnızlık Paylaşılmaz” isimli şiir kitabını...

Tuna BAŞAR

Yorum Gönder

bir çocuk ağlıyor bilinç altımda adlı şiirni gerçekten bende çok beğendim..
duyguyu çok iyi yansıtmışsın..okuyucu okuduğunda o duyguyu verebilmişsin..en önemliside bu yaa zaten..
bende seni tebrik ediyorum ve izliyorum..
sevgilerimle..görüşmek üzere..

mustafa nazif

sevgili tuna başar kardeşim... ben sana yine de mustafa diye seslenmek isterim aslında... yorumlara önem verdiğine, aslında edebiyat adına yapılan yorumların da seni bir adım daha ileriye götüreceğine inanan birisi olarak, bir ağabeyin olarak sana bir şeyler yazmak isterim elbette ki...

öncelikle; sana bir tavsiyem olacak: "her kim ki, seni övüyorsa, ondan kaçabildiğince uzaklara kaç"... hatta mümkünse uzun bir süre görüşme derim... yapılan bazı yorumları okudum hatta hemen hemen yazılarının altındaki bütün yorumları da okudum desem sanırım abartmış olmam... özellikle "bir çocuk ağlıyor bilinç altımda" isimli şiirinin / yazının oldukça kötü olduğunu ne yazık ki söylemek zorundayım... şiir ve edebiyat açısından bir felaket... o şiirin altındaki "güzel yazmışsın" yorumları ise, edebiyat adına daha bir felaket ne yazık ki... onun için diyorum ki; kim seni övüyorsa ondan kaçabildiğince uzaklara kaç... bu yorum yazdığım yazının da çok fazla iyi olduğunu söyleyemem... evet iyi değil... ve üzülerek söylemeliyim ki yazdığın yazılarının geneli de iyi değil... bunun nedenlerini sorgulamak lazım...

a. üslûp
b. teknik
c. imgelerdeki zayıflık (hatta çoğu zaman sıfır imgeyle yazabilme başarısı!)
d. kurguların
e. bağlantıların
f. giriş, gelişme, sonuç bölümlerinin oturmayışı (hatta bazen yazıya hiç girilmemesi, bazen girilip gelişme ve sonucun hiç olmaması, bazen sadece sonucun olması... bazen bunların hiç birinin olmaması gibi hazin bir durum)

vesâir söylenecek çok şey var... bildiğimiz günbatımı fotografı vardır mesela; bunu eline fotograf makinası vereceğin herhangi bir X şahsı çok rahatlıkla çekebilir.

a. teknik bilgisi olmayabilir
b. fotograf hakkında hiç bir şey bilmiyor olabilir.

yani o günbatımı fotografını çekebilir... çünkü kendisinden hiç bir şey katmasına gerek yok... yapacağı tek şey o günbatımında orada olmaktır. geriye denklaşöre basmak kalır... yapacağı tek şey budur...

Yazmış olduğun yazılar için de bu geçerli... yani, "ben bu sayfanın yukarı bölümünde bant halinde geçtiğim edebiyat dergilerinde yazıyorum" diyorsan eğer, o zaman bir yerlerde yanlış var... ya bu edebiyat dergileri denen kağıt parçaları editöryal anlamda ciddi sıkıntılar çekiyor; ya da başka bir sorun var. Çünkü, bu yazılar bir edebiyat dergisinde yer almamalı... ve bu yazılar edebi bir eser gibi sunulmamalı diye düşünüyorum... fazlasıyla noksan, kurgusu zayıf, hayat notları adı altında yazılan şeylerin sığ-kuru kalması vesair derken sayacak ne çok şey oluyor yazılarına dair...

bunları da seni sevdiğim için yazıyorum.... dilersen, yorumu okuyup silebilirsin... dilersen kalabilir... ama ben bu gidişle uzun bir süre daha edebiyat dergisi almama kararımı da sürdüreceğim... öncelikle edebiyat ile uğraşan insanlar edebiyat yapsın ve edebi eser kaygısı gütsün ki, okuyucu da gerçekten nitelikli eser okuyabilsin, bunlarla buluşabilsin... birkaç sağlam dergi biliyorum... hatta biliyor idim lâkin son zamanlarda onlarda da fazlasıyla edebiyat merkezinin dışına taşmış eserler de yayınlanıyor... herhalde dost ahbab ilişkisi kaynaklı olsa gerek... bilemiyorum...

bir süre yazma, sadece oku desem de bir faydası olmayacak biliyorum... çünkü yazacaksın... ama en azından kendine sakla desem, biliyorum ki sadece kendine de saklamayacaksın... Çiğdem abla'yı da fazlasıyla severim; öz ablam gibidir evet... lâkin, onunla da konuşmak lazım... bir kişiye edebiyatı veya şiiri sevdirmenin yolu, o kişiye "sen iyi yazıyorsun" demekten geçmez... bu sağlıklı bir "sevdirme" metodu değil... zira, edebiyatın "şiir sevicilerine" değil, "şiiri anlayan" ve hakkıyla "şiiri yazan" insana ihtiyacı var... ve muhakkak ki okuyucunun da buna ihtiyacı var...

baki selam ile... / mustafa nazif

dostluk kavramı günümüzde ne yazıkki net karşılığını bulamamaktadır bence.eğer ki bir insan kendi dostluğunu kendinden sakındıysa çevresinde bu sıfatla birini bulması neredeyse imkansız.
hayat malesef kesin yargılarımızı onaylamayacak kadar acımasız yaşadıklarımızıda unutmadan yine de daha tedbirli olmanı dilerim.
çünkü "yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var"
bir çocuk ağlıyor bilinçaltımda çok güzel bi şiir ama yaşadıklarına takılı kalarak yazman seni kısırlaştırıyor bence şiirlerinde bunların izini görüyorum.
başarılarının daim olmasını dileim.

30.09.2007
dostluğu daimi olan dostların, hep olması dileğiyle...
dostluğun kıymetini bilen gerçek dostlarımız iyi ki varlar...

www.guladam.blogcu.com

gayretinizden dolayı kutlarım
www.guladam.blogcu.com

Köşe yazısı tadında... Ne çok ağır ne de safsata. Okuması keyifliydi.

[blogger][facebook]

Tuna BAŞAR

{facebook#https://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#https://www.twitter.com/tunabasar35} {google-plus#https://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#https://tr.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#https://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#https://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget