Günlükler -6-


Mart 2009

3 Mart/
Bunca yıllık medeniyet boşa, her insan kendi ilkelliğiyle doğup, kendi medeniyetini kuruyor.

*

Hiç tanımadığınız insanlara karşı istemsiz bir sevgi beslediğiniz oluyor mu? İlk defa karşılaştığınız ve bir daha hiçbir zaman da göremeyeceğinizi bildiğiniz insanların hayatınıza girmesini ister misiniz? Bir sıcak gülümseyiş, güzel gözlerin içinden yükselen içtenlik, mimiklerdeki derin anlam sizi de çekmeyi başarır mı?
Bazen bunu yaşadığımı hissediyorum. Daha doğru bir ifadeyle o anda fark etmediğim duyguları çok sonra hissedip, her kaçırdığım insanda üzüntü yaşıyorum.
Elimde olmayan pişmanlıklara takılıyorum.

8 Mart /
Bazı yazılar vardır, bir daha hiç okunmamak için yazılır. Tıpkı bir daha hiç hatırlanmamak için yaşanan aşklar gibi.
Bir defteri tamamen bu tür yazılarla/ şiirlerle doldurdum. Son sayfayı yazdım ve bir daha açmamak üzere kapattım.
Belli bir süre bekleyecek o defter. Günler ilerledikçe beni dürtecek. Açıp okumam, belli bölümleri yayınlamam için kışkırtacak. Direneceğim. Deftere boyun eğmeyeceğim. Bir sabah uyandığımda bu isteğin yok olduğunu hissedince de o defteri yakacağım. "Ateş rengi" bir yok oluşa tanık olmak için.

11 Mart/
bir masaldı gözlerin
asla sonunu hatırlayıp
anlatamadığım...

demiştim...

sonu yokmuş fark ettim...

12 Mart/
Atatürk İl Halk Kütüphanesi
Çok uzun zamandır kütüphaneye gidip kitap okumuyordum. Kütüphanede kitap okumanın verdiği huzur hiçbir yerde yok. Enis Batur'un iki kitabını ("Cüz", "Darb ve Mesel") okudum, notlar aldım ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Keşke daha sık kütüphaneye gitme şansım olsa.

14 Mart/
Bir düşünce kaç farklı insanın zihninden geçtikten sonra gün ışığına çıkar.
Yeni sandığımız fikirlerden kaçı daha önce birileri tarafından düşünülmüştür.
İnsanlığın başlangıcından günümüze hangi düşünceler hiç değişmeden gelmiştir ve her insanın aynı şeyi düşündüğü ama çevrenin etkisiyle farklı şekillerde yansıttığı doğru mudur?
Doğum anında her insan aynı noktada mı, aynı bilgiyle mi, aynı bakış açısıyla mı dünyaya gelir? Ve zaman her insanı farklı bir noktaya mı savurur?

*

Mutluluk nedir diye çok uzun zamandır kendi kendime soruyorum. Değişik cevaplarla mutluluğu tanımladığım oluyor. Bu sefer de yeni bir mutluluk tanımı geldi aklıma.

İnsanlar yaşadıkları her büyük acıdan sonra zamanla iyileşme, nekahat ya da rehabilitasyon dönemi dediğimiz bir evreye girerler. Zamanla acılar unutulur ve kişi normalleşmeye başlar. İşte bu normalleşme döneminin hemen öncesinde çok kısa bir "mani" dönemi vardır. İnsanın kendini ve dünyayı tamamen yok sayıp, umursamaz bir ruh haline kavuştuğu dönem... İşte mutluluk bu kısa dönemdir. Yani her mutluluk öncesinde büyük bir acı vardır ve sonrasında da normalleşme...

*

Aşkına karşılık alamayan bir kişi, sevdiği oranda değersizleştiğini hisseder. Ne kadar çok seviyorsa o kadar değersizlik duygusu çöreklenir kalbine ve o kadar çok acı çeker.

15 mart/
Hayatıma giren her insan -sevdiğim ya da aşık olduğum diyelim- sevgisizlik hissinden başka bir şey bırakmamış bende. Hiçbiri bir daha hayatıma dokunamayacak...

"Geride Kalan ya da Bazı Harflerin Çağrıştırdıkları" başlıklı şiirimi yayınlama zamanıdır.



en bencil harftir ö
kırmızının çağrıştırdığı
güllerin dile getirdiği
rüyaların kâbuslaştığı
harftir ö

18 Mart /
Çok yazan çok hata yapar mı?
Çok yazanın kalemi sürçer mi?
Çok yazmak kendini tekrara döner mi?
Çok yazmak kaliteyi düşürür mü?

*

Herhangi bir resme baktığınız zaman, o resimde gereksiz imgeler çarpar mı sizin de gözünüze? O imgelerin sadece yer doldurmak için konulmuş olduğunu düşünür müsünüz siz de benim gibi? Eğer baktığınız resim iyi bir ressamın elinden çıkan bir resimse hiçbir ayrıntı gereksiz değildir. Tıpkı hayatınız gibi. Eğer iyi bir hayat yaşadıysanız hiçbir ayrıntısı gereksiz değildir ve bütünü oluştururken çok önemli bir yer kaplıyordur her yaşadığınız. Ama eğer kötü bir hayatsa yaşadığınız, işte o zaman resimde göze çarpan gereksiz imgeler hayatınızda da size çarpar.

30 Mart/
doğum sancıları çeken bir gebe gibiyim
bunun sonunda bir dostluk doğar mı

Tuna BAŞAR
/ martikibindokuz
izmir-afyonkarahisar /

Ayın Kitapları

Yaşar Kemal "Yılanı Öldürseler" Roman YKY
- Ömer Hayyam "Dörtlükler" Şiir İş Bankası Yay.
- Orhan Pamuk "Beyaz Kale" Roman İletişim Yay.
- Şükran Kurdakul "Nice Kaygılardan Sonra" Şiir Evrensel Yay.
Enis Batur "Kesif" Günlük/Mektup Mitos
Ferit Edgü "Abidin" Biyografi/Deneme Sel Yay.
Alpay Kabacalı "A'dan Z'ye Yaşar Kemal" Biyografi YKY
- Sunay Akın "İstanbul'un Nâzım Planı" Deneme Çınar Yay.
- Enis Batur "Cüz" Aforizma Sel Yay.
Sunay Akın "Makiler" Şiir Çınar Yay.
- Sunay Akın "Kaza Süsü" Şiir Çınar Yay.
- Murathan Mungan "Yaz Sinemaları" Şiir Remzi Kitabevi
Enis Batur "Darb ve Mesel" Deneme Altıkırkbeş Yay.
Like

Yorum Gönder

[blogger][facebook]

Tuna BAŞAR

{facebook#https://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#https://www.twitter.com/tunabasar35} {google-plus#https://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#https://tr.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#https://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#https://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget