Kırıntılar -2-


19-25 Şubat 2009

Başbakan,
muhalefet yapan her türlü medya kuruluşunu “yandaş medya” diye niteleyerek
susturmaya çalışıyor.
Yıllardır AKP’yi destekleyen, başbakanın ağzından çıkan her şeyi sahiplenen
medya kuruluşlarına ise hiç ses çıkarmıyor.
Bir ülkede demokrasinin en önemli yapı taşlarından biri olan bağımsız medyanın,
öncelikli görevi güç odaklarını eleştirmek,
onlara karşı muhalefet yaparak,
ellerindeki gücü daha iyi bir şekilde kullanmaları için yönlendirmektir.
İktidarları eleştirmek hiç kimseye maddi bir kazanç getirmez,
ama iktidar yalakalığı yapmak her zaman kazançlıdır.
Başbakan bunu unutmamalı!
Ve buna göre tedbirini almalı.

**

Mehmet Sevigen’in istifası...
Ne demiştik: onurlu insanlar gerektiği zaman istifa etmeyi bilen insanlardır.

**

Başbakanın “yandaş medya” diyerek küçümsemeye çalıştığı Vatan Gazetesi,
Mehmet Sevigen olayında nasıl da dürüst bir anlayışla haber yaptığını,
her haksızlığın üzerine cesurca gittiğini,
daha önce Şaban Dişli için atılan manşetlerin bir CHP’li için de atılabileceğini göstermiştir.
Her gün Vatan gazetesi okuyan bir okur olarak bu gururu ben de sonuna kadar yaşıyorum.

**

Başbakan, hiç çekinmeden, “gazetelerini almayın”
çağrısı yaparken, şimdi de Maliye Doğan grubuna
826,3 milyon TL’lik vergi cezası kesmiş.

**

Sürekli tek parti döneminden nefretle söz edenler şimdi de
-tek partinin ötesinde- tek bir kişinin, daha doğrusu başbakanın her istediğinin yapıldığı
bir dönemde niçin aynı eleştirileri getirmiyorlar?

**

Her yıl Abant’ta yaptırdığı toplantıyı bu yıl Kuzey Irak’ta yaptıran Fethullah Gülen
neyi amaçlıyor?
Dünyada Büyük Ortadoğu Projesini tanıtma
ve Ortadoğu halkına bu projeyi sevdirme işini tamamladı da
şimdi Kuzey Irak ya da oradakilerin söylediği şekliyle Kürdistan’ı mı
Türk insanına kabul ettirmeye çalışıyor?

**

Sevgisine karşılık vermediği için
sevdiği kişinin yüzüne asit döküp, kör olmasına sebep olan zihniyet.
Buna sevgi mi denir?

**

Başbakanın Diyarbakır’daki konuşmasını TV’de izlerken,
ülkenin çoğu yerinde seçimlerin iki parti üzerinden yapıldığını tekrar fark ettim.
Ülkenin batısında AKP-CHP, doğusunda da AKP-DTP…
Ülkenin birçok yerinde de AKP’nin tartışılmaz üstünlüğü var.
Böyle yapılacak seçimlerin demokratik olduğunu söylemek çok yanlış.
Bunu öncelikle AKP’nin görmesi
ve kendine alternatif yaratacak şekilde hareket etmesi gerekiyor.
Alternatifsiz bir düşünce önce kendine zarar verir.

**

Eski spordan sorumlu devlet bakanı,
yeni adalet bakanı (nasıl oluyorsa) Mehmet Ali Şahin,
bütün adaletliliğini gözler önüne serecek şekilde halkı AKP’ye oy vermeye teşvik ediyor,
daha doğru bir ifadeyle halkı tehdit ediyor,
sonra da pişkince açıklama yapıyor.
Ne zaman bu tür adamların istifa haberlerini duyacağız ve ülkenin rahatladığını göreceğiz!

**

Devlet bakanı Egemen Bağış,
eski cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer için “adamın biri” ifadesini kullanmış.
Bu söze cevabı da balıkçı bir vatandaşımız vermiş
ve bakan hiçbir şey diyemeden oradan uzaklaşmayı tercih etmiş.
Bir insanın saygıyı hak etmesi için öncelikle saygılı olması gerekir.
Ahmet Necdet Sezer,
hiçbir kameranın önünde Egemen Bağış ve onun gibiler için böyle bir ifade kullanmayacak. Hiçbir AKP’liyi de küçümseyici sıfatlar kullanarak
halkın gözünde değersizleştirmeye çalışmayacak.
O nedenle de her zaman saygıyı hak edecek.
Ama Egemen Bağış gibiler neye göre saygıyı hak edecek?
Tabii şunu da söylemek gerekir mi;
Ahmet Necdet Sezer adam gibi adamdı. Herkesin gözünde…
Elbette 7 yıl cumhurbaşkanlığı yapmış birinin eleştirilecek yönleri olmuştur,
ama Sezer’in ‘adam’lığını,
onu en çok eleştirenler bile tartışmaya açmayı düşünmez.

**

İrlanda’da 150 bin kişi hükümetin ekonomik krizi ele alma yöntemini protesto etmiş.
Bizde de bu tür protestoların eksikliği derinden hissediliyor.
En son Cumhuriyet Mitingleriyle halkın tepkisi meydanlara inmişti.
Gerektiğinde bu tür mitinglerin ne kadar önemli olduğunu görmüştük,
fakat ne yazık ki hükümet bunu görememişti ve
Anayasa Mahkemesince
“Laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı” olarak nitelendirileceği sürecin
başlamasına tanık olmuştuk.
Bu aralar da hükümetin gözünü açacak bir halk protestosuna ihtiyaç var.
Çok geç olmadan…

**

DTP eş başkanı Ahmet Türk,
kendini bilmez tavırlar içinde, mecliste Kürtçe konuşma yaptı.
Yıllar önce birkaç milletvekili Kürtçe yemin etmek istediği için milletvekillikleri düşmüş
ve yargılanmaları sağlanmıştı.
Şimdi Ahmet Türk’ün de milletvekilliği meclis tarafından kaldırılacak mı?
Ahmet Türk kendini savunurken
“meclise türbanlılar, çarşaflılar girebiliyorsa, ben de Kürtçe konuşurum!” demiş.
Bu konuda çok haklı: meclise türbanlılar da girmemeli, Kürtçe de…
Ne demiştik;
yanlışlarını başkalarının yanlışlarıyla örtmeye çalışan insanlar
dünyanın en aciz insanlarıdır.
Herkes bir tarafından tutup Türkiye’nin kırmızı çizgilerini yok etmeye çalışıyor.
Beni en çok üzen de bunu yapanların mecliste büyük bir çoğunluğa sahip olmaları.

**

Sonunda Deniz Feneri dosyası Almanya’dan gelebildi.
Şimdi de 1 ay boyunca dosyanın tercüme edilmesini bekleyeceğiz.
Niçin Almanya’da Deniz Feneri davası sonuçlanır sonuçlanmaz
Türkiye’de Deniz Feneriyle ilgili bütün faaliyetler durdurulup ilgili kişiler gözaltına alınmadı? Ergenekon davasında yapılanlar niçin Deniz Feneri davası için yapılmadı?

**

Merak ediyorum,
suyu olmayıp da buzdolabı, çamaşır makinesi gibi yardımları alanlar
hangi partiye oy verecekler?

**

Başbakan,
Davos’taki moderatöre vurmamak için kendini zor tuttuğunu söylemiş.
Bir ülkenin başbakanı böyle bir şeyi nasıl söyler?
Bu ülkenin bir vatandaşı olarak ben utandım.

Ne olursa olsun,
şiddetin her türlüsünden uzak olmadan insani bir yaşam talebinde bulunamayız.

**

Baykal’dan işsizlik konusunda 7 öneri geldi.
“Öneriniz varsa söyleyin, yapmazsam siyaseti bırakırım!” diyen başbakan,
hemen yan çizmeye başlamış.
Dürüst siyasetçilere ihtiyacımız olduğunu
her geçen gün daha da büyük bir üzüntü içinde fark ediyoruz.

**

İşsizlik konusunda herhangi bir çözüm yolu bulamadığını itiraf edip,
muhalefetten çözüm önerileri isteyen bir başbakan,
hangi ruh hali içinde bu ülkeyi yönetiyor?
İşsizliğe çözümü muhalefet bulacaksa o niçin ülkeyi yönetiyor?
Zaten bu itiraftan sonra siyaseti bırakmalı.

**

Bir şehirden elde edilen bütün gelir,
özellikle de cezalar, elektrik-su-doğal gaz ödemeleri, vergiler
o şehre direkt olarak aktarılıyor mu?

Tuna Başar

Kategori:
Like

Yorum Gönder

[blogger][facebook]

Tuna BAŞAR

{facebook#https://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#https://www.twitter.com/tunabasar35} {google-plus#https://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#https://tr.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#https://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#https://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget