Kırıntılar -4-


5-11 Mart 2009

Başbakan
sürekli medyaya, gazetecilere kızıyor ve gazetelerin alınmamasını öneriyor ya
acaba başbakanlıktan sonra gazete çıkarmaya başlasa ve
Zaman gazetesi gibi bedava dağıtılmadan bayiden satılsa,
bu gazetenin günlük tirajı o kötülediği gazetelerin tirajını geçer mi?

**

Hz. Muhammed,
İstanbul’u fetheden komutanın öneminden bahsetmiştir.
Ve bu ülkede yaşayan herkes de o kişinin Fatih Sultan Mehmet olduğunu ve
Fatih’in Hz. Muhammed tarafından yıllar önce müjdelendiğini söylemektedir.
Sadece bir soru:
eğer Atatürk çıkmasaydı ve Kurtuluş mücadelesi kazanılmasaydı,
Fatih’in zamanında İstanbul’u fethetmesinin bir önemi kalır mıydı?
İstanbul’un Müslüman kalmasını sağlayarak
Hz. Muhammet’in bahsettiği fethi gerçekleştirmiş olan kişi Atatürk olamaz mı?

**

Bu ülkede çocukları kullanan iki kesim var.
Terör yandaşları ne zaman toplanıp eylem yapmaya kalksa
en önde mutlaka çocuklar yer alıyor.
Bir de ne zaman türbana özgürlük benzeri mitingler yapılsa,
mutlaka 3–4 yaşlarındaki çocukların bile başlarına türban geçiriliyor.
Birileri bu iki kesime de -çocukları bu tür işlere alet ettikleri için- dur demeli!

**

Hani Deniz Baykal, Recep Tayip Erdoğan’a “adam olamazsın” dedi ya…
Bir gün mecliste Atatürk’e bir mebus sormuş:
— Asrî (çağdaş, modern) olmak ne demektir?
Atatürk yanıtlamış:
— Adam olmak demektir.

Deniz Baykal da sanırım bu konuşmayı hatırladı ve
Atatürk’ün kastettiği anlamda “adam olmaktan” bahsetti.

**

Bu ülkede “Ben Kürtüm” demek devrimcilik oluyor da
“Ne mutlu Türküm diye.” demek faşistlik olarak değerlendiriliyor..
Bu ne yaman çelişkidir böyle.
Bu ülkenin milletvekilleri bile “Ne mutlu Türküm diyene.” sözünü ağızlarına alamıyor.
Bu insanların amacı nedir?

**

Hizmet anlayışı belli: “Buraya ceket koysak %70 oy alırız!”
Ya da halkı hiçe saymak, aptal yerine koyma mı demeliyiz.
Oradan alınan her oy halkın kendi kendini yok sayması,
seçimin hiçbir anlam ifade etmediğini gösterir. Halkımız o kadar aptal olamaz.
Bunu diyenlere cevap sandıkta verilir.

**

Dolar rekor kırmış ve 1.80 seviyesine ulaşmış…

**

Gazeteci Mustafa Balbay,
Ergenekon soruşturması nedeniyle ikinci kez tutuklanmış.
Darbe planlamak ve askeri bilgileri CIA ve MOSSAD’a vermekle suçlanıyormuş.
Yine telefon dinlemeleri nedeniyle bir tutuklama daha
ve bu kaçıncı gazeteci oluyor tutuklanan!

**

Bu ülkede daha önce darbe yapanlara hiç kimse dokunmuyor,
fakat bir takım aydınlar, gazeteciler, askerler darbe planladıkları gerekçesiyle
-suçlu oldukları kanıtlanmadığı halde-
aylardır hapisteler ve her geçen gün de yenileri ekleniyor aralarına.

**

Obama, Türkiye’ye gelip İslam dünyasına seslenecekmiş.
Dünyadaki bütün savaşların bitmesi için
elinden geleni yapacağına dair söz mü verecek bu konuşmada?
Savaşlar hakkında en ufak bir vaadde bulunmazsa
Obama’nın ABD başkanı olmasının hiçbir önemi yok.
O zaman o koltukta kim otursa değişen bir şey olmayacak demektir.

**

Fethullah Gülen hani dindar bir adamdı.
Dindar bir insan tam bilgi sahibi olmadığı bir konuda konuşur mu?
Hele hele kişiler hakkında konuşma dedikoduya, gıybete girmez mi?
Neymiş GATAkulli’ymiş…
Senin söylediğin bir söz milyonları etkilediğine göre
ve sen de bir din adamı olduğuna göre
niçin “günah” kavramına yakınlaşan açıklamalar yaparsın?
Yoksa işine gelince din-iman, işine gelmeyince ‘ben de insanım!’ mı?

**

Kemal Unakıtan’ın eşi Ahsen Hanım bombayı patlatmış:
“İstihareye yattım, Rabbim bana Cleveland dedi.”

**

Osman Baydemir,
Şeyh Sait adına çeşme yaptıracakmış.
Bazıları da Said-i Nursi için her şeyi yapmayı göze alıyor.
Nasıl ki zamanında Şeyh Sait’le Said-i Nursi çok yakınsa,
günümüzde de Osman Baydemir ve Said-i Nursi yandaşları öyle yakınlar.

**

Nasıl oluyor da bu kriz döneminde dünyanın en büyük şirketleri batıyor,
Türkiye’de binlerce kişi işsiz kalıyor,
ülke ekonomisi her geçen gün daha da büyük bir çöküntüye doğru savruluyor da
bakan çocukları her geçen gün zenginleşmeye devam ediyor?
Bu nasıl bir ticari zekadır böyle?

**

Seçimlerdeki tek rakibini,
seçimi kazandıktan sonra, ülkenin en önemli bakanlıklarından birine getiren
dünyada kaç lider vardır?
Türkiye de bu tür bir demokrasi zaferini çok kısa bir süre içinde yaşar mı acaba?

**

Uluslararası Ceza Mahkemesi,
Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir için soykırım suçu işlediği gerekçesiyle
tutuklama emri çıkarmış.
Şu işe bakın ki Avrupa’nın ve dünyanın en önde gelen ülkelerinin tamamı
bu kararı benimsediği halde bir tek Türkiye
–ve tabii ki Arap ülkeleri-
Sudan devlet başkanını korumaya kalkıyor.
Daha önce de terör örgütü Hamas’ı koruduğumuz gibi.
Hem de meclis başkanımız,
Sudan devlet başkanının seçimle geldiğini ve bu nedenle diktatör olamayacağını söyleyerek kendince savunma yapıyor.

Bir meclis başkanı nasıl olur da bir devlet başkanının seçimde %99 oy alsa da
her istediğini yapamayacağını bilmemezlikten gelmeye çalışır?
Meclis başkanına da mı demokrasinin ne demek olduğunu anlatmak gerekiyor.

Demokrasinin ne demek olduğunu bilmeyenler için kısaca…
100 kişinin olduğu bir yerde 99 kişi aynı şeyi düşünüyor ve
sadece 1 kişi diğerlerinden farklı düşünceye sahipse,
demokrasi bu 1 kişinin hiç kimseden korkmadan düşüncesini dile getirmesi anlamına gelir.
99 kişi, o 1 kişinin düşüncesini dile getirmesini güvence altına almalıdır.
Yoksa demokrasiden bahsedilemez.

Cumhuriyet ise bir yönetim şeklidir.
Halk demokrasinin verdiği düşünceyi özgürce ifade etme hakkını,
kendini yönetecek kişileri seçmek için, oy yoluyla, kullanır.
En çok oy alan kişi ya da parti o toplumu yönetme hakkına sahip olur.
Ne yazık ki bizim ülkemizde bu iki kavram sürekli olarak karıştırılıyor.

**

Başbakan Tunceli Valisini savunmuş ve
“valilerimiz işlerini yapıyor. Valimi Baykal’a yedirmem!” demiş.
Ne zamandan beri valiler AKP genel başkanının valisi oldu ve
ne zamandan beri valinin görevi siyasi bir partinin adamı gibi davranmak?

Bir şeye dikkat etmekte fayda var.
Mitinglerde konuşma yapan Tayyip Erdoğan,
orda başbakan olarak değil AKP genel başkanı olarak konuşuyor.
Çünkü ordaki amaç bir partiye oy kazandırmak.
Başbakanın görevleri arasında böyle bir şey yok!

**

Bu kadarı da fazla artık…
Başbakanlığa bağlı TÜBİTAK’ın çıkardığı
aylık “Bilim ve Teknik Dergisi”nin kapağı sansürlenmiş.
Darwin’in doğumunun 200. yılı nedeniyle 2009 yılının Darwin yılı ilan edilmesinden sonra
Bilim ve Teknik Dergisi de Darwin’i kapağına taşımak istemiş,
ama ne yazık ki bu istek TÜBİTAK Başkan yardımcısı tarafından engellenmiş ve
derginin genel yayın yönetmeni görevinden alınmış.
Bu zihniyetin bilime bile saygısı yok!

**

“300–500 haneye yapılan yardım neyi değiştirir ki?”
diyen başbakana yapılan yardımın değil yapılan haksızlığın
cevabını vermesi gerektiğini birileri hatırlatmalı.

**

Yinelemekte fayda var:
“En ufak bir haksızlığa bile tepki göstermeyen insanlar,
kendi başlarına gelen hiçbir haksızlığa tepki gösterme hakkına sahip değillerdir.”

**

Bazıları Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yalan yanlış iddialarda bulunuyor.
Yok, SSK’yı batırmış, teröristleri işe almış, bir çok yolsuzluk yapmış.
Niçin bunları söyleyenlerin hiçbiri Kemal Kılıçdaroğlu’nu açık oturuma çağırmıyor?
Madem bunları yaptığını söylüyorsunuz,
söylediğinize göre elinizde de belge olmalı,
o zaman niçin Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığını yapıp
onu kendi silahıyla vurmaya çalışmıyorsunuz?
Yoksa söylediklerinizin kanıtı mı yok elinizde?

**

Devlet Bahçeli ülkenin büyük bir hızla, BAAS rejimine benzediğinden şikayet etmiş. Kendisine sormak lazım,
cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün seçilmesine destek verip ülkenin bütün kurumlarının
ele geçirilmesine ve demokrasinin zamanla zarar görmesine neden olan siz değil miydiniz?
Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olduğu gün
değişimin başlangıcıydı ve buna hizmet edenlerin şikâyet etmeye hakları yok.

**

Bu nasıl iştir,
ekonomi iyi olunca AKP hükümetinin başarısı ama ekonomi bozulunca
eski hükümetlerin suçu.
Bunu bizzat başbakan söylüyor. Bu nasıl bir iştir?

**

Sonunda başbakan da kabul etmiş krizin Türkiye’yi de derinden etkilediğini.
İnadı bırakıp bu kadar zaman sonra bunu kabul etmesi bile güzel bir gelişme.

**

2. Ergenekon iddianamesi hazırlanmış.
Olayın içine Cumhuriyet mitinglerini de dahil etmişler.
Yakında AKP karşıtı her vatandaşı Ergenekoncu diye yaftalayacaklar.

Türkiye’nin bütün kurumlarını ele geçirdiler,
Ergenekon’la önce askerleri sonra da gazetecileri susturdular,
yetmedi bazı gazeteleri halkın almaması yönünde çağrıda bulundular,
şimdi de Cumhuriyet Mitinglerini de Ergenekon iddianamesinin içine koyarak
halktan hiç kimsenin de muhalif kalmamasını istiyorlar.
Buna en iyi cevap Cumhuriyet Mitinglerindeki kalabalıktan da fazlasının toplanıp
bu iddianameyi protesto etmesidir.

**

Diyarbakır’da bir okulun deposunun mescid olarak kullanıldığı ortaya çıkmış.
Dinci medya bu haberi
“Ne var bunda? Okulda öğrenciler namaz da mı kılamayacak?”
edasıyla haberleştirdiler ve bu durumu eleştirenleri yerden yere vurdular.
Sormak gerek
bir okulda Hıristiyanlar, Yahudiler veya başka bir dinden temsilciler
belli faaliyetler yapsa ve laik bir ülkenin okullarında yasak olduğu halde
okulun bir bölümünü ibadet için kullansalar,
bu dinci medya yine aynı tepkiyi verip
“Ne var bunda?” der mi?

**

AKP’ye destek verenlere,
başbakana övgüler düzenlere ve her eleştiriye verecek cevabı olduğunu düşünenlere
bir sorum var:
Başbakan çıkıyor meydanlara, saygıdan yoksun bir şekilde konuşuyor.
Hadi bunu bir tarafa koyun da geçenlerde muhalefetten işsizlik konusunda öneri istedi
ve eğer öneri gelirse bu öneriyi yapacağını,
yapmazsa siyaseti bırakacağını söyledi.
Deniz Baykal’dan hemen 7 öneri geldi.
Ertesi günse başbakan bu önerileri beğenmedi ve
halka verdiği sözü tutup ne önerileri değerlendirmeye yanaştı,
ne de istifa etmekten söz etti.
İşsizlik konusunda çözüm yolu bulamayan,
bu çözümü muhalefetten isteyen,
gelen öneriyi yapmazsa istifa edeceğini söyleyip bunu yapmayan bir kişiye
oy verirken neler hissedeceksiniz?

**

Son yıllarda dincilerin sesi yükseldi.
Özellikle de Ergenekon iddianamesinden sonra daha gür çıkmaya başladı sesleri.
Özellikle bazı konularda kendini sosyalist olarak tanımlayan insanlarla
aynı şeyleri söyleyerek onları da kendi yanlarında gibi göstermeyi başarıyorlar.
Özellikle ordunun zayıflaması konusunda ve
türban konusunda aynı noktada duran bu iki farklı düşüncenin,
dincilerin yönlendirmesiyle hareket etmeleri beni çok üzüyor.
Gerçek sosyalist
her durumda özgürlükten yana olur ve sesini hiç kesmez.
Fakat özgürlük, demokrasi diyerek teokrasi isteyenlerin
amaçlarına alet olanlara da sosyalist denmez.

Tuna BAŞAR

Kategori:
Like

Yorum Gönder

[blogger][facebook]

Tuna BAŞAR

{facebook#https://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#https://www.twitter.com/tunabasar35} {google-plus#https://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#https://tr.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#https://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#https://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget