Kırıntılar -6-


23-29 Nisan 2009

1 Mayıs "Emek ve Dayanışma Günü" olarak resmi tatil ilan edilmiş,
fakat 21 Mart'ın Nevruz Bayramı olarak
resmi tatil ilan edilmesine ilişkin önerge reddedilmiş.

**

Obama'dan gelen emirle Türkiye,
Ermenistan'la arasını düzeltmek için çabalamaya başladı.
Niçin bizim verdiğimiz emeği Ermeniler de vermiyor?
Ve niçin her zaman ilk adımı bizim atmamız isteniyor?

**

Biraz geç kalınmış olsa da
Cumhuriyet mitingleri yeniden organize edilecekmiş.
İlk miting de 17 Mayıs'ta Ankara'daymış.

**

Savaşlara son verilmesi yönünde yüksek sesle bağırmamız gereken şu günlerde
kazılarda çıkan silahlar tüylerimi ürpertiyor.
Ne zaman silahsız bir toplum olmayı başarırsak işte o zaman huzurlu bir toplum olarak
sorunlarımızı demokratik yollardan çözebiliriz.
Birilerinin silah kullandığı, silah sakladığı,
birilerini suçlamak için silahların ortaya çıkarıldığı bir yerde
demokrasiden bahsetmek ne mümkün!

**

DTP'liler mecliste oturma eylemi yapmış.
Hem de 23 Nisan'ın ilk dakikalarında...
Bir de 23 Nisan törenlerine katılmama kararı almışlar.
Kendilerince demokratik bir eylem yaptıklarını
ve AKP'nin icraatlarını eleştirdiklerini sansalar da bu düpedüz TBMM'yi,
yani bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı meclisi protestodur.
Hem de mecliste...

**

"TÜRKAN SAYLAN'DAN ELİNİZİ ÇEKİN."

**

Başbakanlık koltuğuna oturduğu anda
hemen başbakan gibi konuşmaya başlayan çocuk.
Bu çocuğa başbakanlık için eğitim veren kişi,
niçin bu çocuğun sıradan bir başbakan gibi tavır sergilemesine sebep oldu?

**

Deniz Feneri davasının dosyasının çevrilme işleri ne zaman bitecek?
Kaç ay geçti hâlâ bu konuda hiçbir şey yapılmadı.
Bu süre zarfında Ergenekon davası nedeniyle rektörler, profesörler tutuklandı,
Türkan Saylan'ın evi arandı.
Hukuk sadece Ergenekon için mi hızlı bir şekilde çalışıyor?
Başka davalarda da aynı hızı gösteremezler mi?

**

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç,
mahkemenin kuruluşunun 47. yılı nedeniyle yaptığı konuşmada
hükümete göndermelerde bulunmuş:
"Çoğunluk iktidarı sınırsız değildir!"
Acaba kapatma davasında yanlış oy kullandığını ve kapatma davası döneminde
Anayasa Mahkemesi Başkanı olmasına rağmen AKP'den yana tavır sergileyerek
tarafsızlığına gölge düşürmüş olmanın pişmanlığını mı yaşıyor şimdi?
AKP'nin yaptığı yanlışlar
sadece onları bağlamıyor uzun zamandır.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kolaylaştıran MHP
ve partinin kapatılmasına engel olan Haşim Kılıç da
en az AKP kadar suçludur.
Bu unutulmasın!

**

Obama, 24 Nisan için yaptığı konuşmada
"soykırım" kelimesini kullanmasa da hemen hemen aynı anlama gelen
"Meds Yeghers"i kullanmış.
Obama'dan beklentilerim günden güne azalıyor.
Her zamanki ABD başkanlarından bir farkı olduğunu sanmıyorum.
Türkiye'ye geldiği zaman Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış."
ilkesini benimsediğini belirtmişti,
fakat şimdi Ermenilere verdiği bu destekle dünya barışına bir darbe de o vuruyor.
Atatürk'ün barış ilkesini benimsediğini söyleyen biri bunu yapmamalı.

**

Şimdi de domuz gribi ortaya çıktı.
Bakalım dünya yakında daha ne salgınlarla karşı karşıya kalacak.
Bu salgınların temelinde yanlış ilaçların kullanılmasının etkisi var mıdır?

**

ABD'nin, AB'nin nazını, kaprislerini çektiğimiz yetmiyormuş gibi
Ermenistan'dan sonra kardeş ülke dediğimiz Azerbaycan da
bize kapris yapmaya başlamış.
Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak her attığımız adım için
birilerine hesap vermek zorunda mıyız?

**

Ne zaman ülkedeki haksızlıklara, yanlışlıklara odaklansam,
bu haksızlıklara, yanlışlıklara çözüm önerileri getirmeye çalışsam
çok kısa bir süre sonra ümitsizlik çörekleniyor zihnime.
Her seferinde tekrarlanıyor bu.
Bu tür durumlarda ne kadar yazmak istesem de yazamıyorum.
Şimdi de aynı durumdayım.
Okuyorum ama yaşadığım derin üzüntünün etkisiyle istediğim şekilde yazamıyorum.
Siyasiler her zamanki gibi saçma sapan işlerle uğraşıyor;
Ergenekon adı altında birçok aydınımız gözaltına alınıyor;
Obama bizi küçük düşürecek açıklamalar yapıyor;
ülkenin içinde şeriat üniversitesi kuruluyor;
cemaatler her geçen gün daha da güçleniyor
ve gençlere burs veren tek kişinin Fethullah Gülen olması için
Türkan Saylan gibi eğitime büyük katkılar yapan kişiler
halkın gözünde değersizleştirilmeye çalışılıyor.
Ve daha bir sürü şey çileden çıkarıyor beni.
Bunlara dur diyebilmek, -en azından- yazmak için kendimi zorlamalıyım.
Belki bu sayede gördüğüm yanlışları başkalarına da gösterebilirim.
Ya da başkaları benim göremediklerimi bana gösterir.

**

Türkiye'nin çıkarlarını zedeleyenlere karşı,
ülkenin içinde esip gürleyenler dışarıda kuzu kesiliyorlar.
ABD Başkanının yanında ses çıkaramayanların,
Obama'nın açıklamalarından sonra
Türkiye'nin okşanıp aldatılacak bir ülke olmadığını
sert bir şekilde söylemelerinin hiçbir anlamı kalmıyor.
Terör örgütü Hamas'ı savunmak için gösterilen tepki,
iş Türkiye'nin çıkarlarına gelince aynı şiddette tekrarlanmıyor.
Türk halkına güçlü bir ülke olduğumuz gösterilmeye çalışılsa da
dışarıda hiçbir gücümüzün olmadığı artık çok iyi anlaşılıyor.

**

Son üç yılda 70 bin kişi dinlenmiş ve bu sayının az olduğunu,
abartılmaması gerektiğini söyleyen bir Adalet Bakanıyla karşı karşıyayız.
Kabinede ne zaman revizyon yapılacaktı?

Tuna BAŞAR

Kategori:
Like

Yorum Gönder

[blogger][facebook]

Tuna BAŞAR

{facebook#https://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#https://www.twitter.com/tunabasar35} {google-plus#https://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#https://tr.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#https://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#https://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget