Not Defteri -49-

7 Temmuz 2009 Salı - İzmir
Kandinsky'nin "Small Dream in Red" tablosu

Tezer Özlü'de hayranlık uyandıran üç yazar: Svevo, Kafka ve Pavese.

• Bazı eleştirileri okuyup, bazı röportajları dinleyince ve de bazı önemli edebiyatçıların Türk Edebiyatı üzerine yaptığı acımasız değerlendirmeleri görünce üzülüyorum. Bazıları bilinçli bir şekilde Tür Edebiyatını önemsizleştirmeye mi çalışıyor? Türk Edebiyatını yerden yere vuranlar; yazarlarımızı, şairlerimizi beğenmeyenler; "ben bir Türk olarak Türk Edebiyatını okumam!" diyenler ve dünya edebiyatını yüceltmeye çalışanlar...
Belki de yanlış düşünen benimdir, diye kendimden bile şüphe etmeme sebep oluyorlar. Ben Türk Edebiyatını çok seviyorum ve her okuduğum Türk yazar/şair beni daha da gururlandırıyor. Bu edebiyat öylesine değerlidir ki Nobel'le bile ödüllendirilmiştir. Öylesine değerli yazarlarımız/ şairlerimiz vardır ki sanatı ruhumuza kazımayı başarır her biri.
Dünyanın kabul ettiği bir Nâzım varken, sadece Türk edebiyatında değer kazanan, başka dillere çevrilmesinin imkânı olmayan bir Ece Ayhan varken, Türkçeyi en sade şekliyle kullanan bit Orhan Veli, yeraltı edebiyatını sevdiren bir küçük İskender varken, Cemal Süreya, İlhan Berk, Fazıl Hüsnü, Attilâ İlhan, Hilmi Yavuz, Enis Batur, Gülten Akın, Nilgün Marmara gibi çok farklı anlayışlarda şiir yazan şairlerimiz varken nasıl bu şiir sevilmez ki?
Dünyada bir benzeri daha olmayan bir Tutunamayanlar bu edebiyattan çıktıysa, Anadolu'nun Homeros'u olarak anılan Yaşar Kemal gibi bir yazar Türkçe yazıyorsa, Nobel'i Türkiye'ye getiren Orhan Pamuk hâlâ yazmaya devam ediyorsa, Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Sabahattin Ali'ye, Halide Edip'ten Reşat Nuri'ye, Yakup Kadri'den Orhan Kemal'e, Selim İleri'den İhsan Oktay Anar'a roman anlayışını değiştiren romancıları hiç değişikliğe uğramadan okuma fırsatı elimizdeyken bu roman sevilmez mi?
Sait Faik, Ferit Edgü'nün, Tezer Özlü'nün, Sevim Burak'ın, Ayfer Tunç'un, Tomris Uyar'ın, Füruzan'ın, Tahsin Yücel'in, Oktay Akbal'ın öyküye getirdiği yenilikler varken; Bilge Karasu'dan Salah Birsel'e, Oğuz Atay'dan Enis Batur'a, Ferit Edgü'den küçük İskender'e çok farklı türlerde ürün veren yazarlara sahipken nasıl olur da bu edebiyat sevilmez? Nasıl olur da değersizleştirilmeye çalışılır? Nasıl olur da bu kültür zenginliği yüceltilmez?
Bazen gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum.

• Paris Sinema Festivalinde yönetmen Nuri Bilge Ceylan'a Paris kentinin simgesel büyük madalyası verilmiş. 1911 yılından beri Paris Belediyesi tarafından verilen ödül Paris halkına sanatsal açıdan katkıda bulunan kişilere veriliyormuş

• İyice şeriat kuralları hüküm süremeye başladı bu ülkede. Zaten birçok şehirde (ki bunların içinde büyükşehirler de var) alkollü içecek bulunduran yerlerin sayısı çok azaldı. Şimdi de alkollü içecek reklamlarına yasak gelmiş. Yakında iş alkollü içecek satışını engellemeye ve içenlere ceza vermeye kadar ilerleyecek gibi duruyor.
Bir konuda yasak konulacaksa öncelikle çağdaş ülkelerde ve AB ülkelerinde böyle yasakların olup olmadığına baksalar iyi ederler. Dünyanın hiçbir çağdaş ülkesinde olmayan yasaklar bizim ülkemizde hüküm sürüyor. Bu duruma birilerinin dur demesi gerek artık.

• Bir insanlık ayıbı da Çin'de yaşanmış. 156 kişinin ölümüne neden olan isyan, insanlara artık doğru düşünmeyi göstermeli. Hiçbir şey insan hayatından daha değerli değildir. İsyanın sebebi ne olursa olsun yüzlerce insanı bir günde öldürebilen bir zihniyet insanlık adına suç işlemiştir.

• Güven Turan'ın yeni kitabı: Zemberek

• içebakan

Şöyle geriye dönüp 5 yıllık düzenli yazı serüvenimin en başına, beni düzenli yazmaya iten noktaya baktığımda kitap-lık dergisini ve doğal olarak Enis Batur'u görüyorum.
İlk gençlik yıllarımın başında kendi kendime bulduğum, satır satır okuduğum bir dergidir kitap-lık. Enis Batur'un görevine son verilip, Ayfer Tunç, Selçuk Altun gibi yazarların görevlerini bırakmak zorunda bırakıldığı dönemde birkaç aylık ayrılık dışında hâlâ her ay aldığım, kitapevlerinin dergi bölümlerinde gözümün ilk aradığı dergidir kitap-lık.
Bana çok iyi bir yol gösterici olmuştur. Çok önemli kitaplara kolayca ulaşmamı sağlarken, yeni yazarlarla da tanıştırmıştır beni. Hatta her ay başında bir dergi almanın mutluluğunu yaşatırken, beni yalnız kalmaktan da kurtarmıştır.
Bambaşka bir şehre gidip, ailemden, dostlarımdan, alıştığım ortamdan çok uzaklara düştüğümde de, bu ayrılık nedeniyle yazmaya karar verdiğimde de hep yanımda olan bir dost gibi sıcaklığını hissettirmiştir bana kitap-lık.
O zamanlar sadece günlük yazardım. Arada bir de mektup yazdığım olurdu. Günlüklerim kişisel metinlerin ötesindeydi. Her gün, gün boyunca, kendime bir konu seçer, o konu hakkında uzun uzun düşünür, araştırma yapar, akşam da günlüğümün sayfalarına o konu hakkında bir deneme yazardım, buna da günlük derdim. Arkadaşlık ilişkilerinden aşka, siyasetten spora, sanatın insan hayatındaki etkilerinden İzmir'e, kitap okumanın faydalarından eğitim sorunlarına kadar onlarca farklı konuda yazdığım günlük-deneme'ler hâlâ bana ışık tutmaya devam eder. Birçok kere o yazdıklarıma geri dönüp neler yazmam konusunda yardımcı olmasını istediğim zamanlar olmuştur.
O yazılar sayesinde ilk metinlerimi yayınlamaya başladım. Dergilere gönderdiğim metinlerin çok kısa bir sürede yayınlandığını görmek o yazdığım günlüklerin önemini bana göstermişti.
İlk yazım Kaçak Yayın'da yayınlandığında yaşadığım mutlu şaşkınlığı hiç unutamam. Bir Şarkının Düşündürdükleri'ni Kaçak Yayın'a göndermiştim fakat yayınlanabileceğini aklımdan hiç geçirmiyordum. Yayınlanacağına dair bir bilgi de verilmemişti bana. 2005 yılının Ekim ayında Kaçak Yayın'ı alıp inceleyince ve yazımı görünce hayatta yaşadığım en büyük mutluluklardan biri bu olsa gerek diye düşündüğümü çok iyi hatırlıyorum. Hiç beklenmediğim bir anda, her ay düzenli olarak takip ettiğim bir dergide bir denememim yayınlanması... Yazmayı iş edinen biri daha ne ister ki?
Şimdi düzenli yazı serüvenim tüm hızıyla, 20'den fazla farklı kolda ilerlerken, yazı hayatımın en temel noktalarında Enis Batur'un kitap-lık'ını, kendi kendime yazdığım deneme-günlükleri ve Kaçak Yayın dergisini görüyorum ve bugün 20'den fazla farklı türde ilerleyen yazı serüvenimi bu 3 temel noktaya borçlu olduğumu hiç unutmuyorum.

• Okuduklarım
-         Tezer Özlü "Eski Bahçe~Eski Sevgi"
-         Orhan Pamuk "Cevdet Bey ve Oğulları"
-         Vatan ve Hürriyet gazeteleri

• İzlediklerim
-         Star TV'de yayınlanan Aile Reisi adlı dizi

• Dinlediklerim
-         Seyhan Müzik'ten çıkan Sezen Aksu'dan Yeni Türkü'ye, Zeki Müren'den Yavuz Bingöl'e 14 farklı sanatçının yer aldığı "Annem'e" adlı albüm

Tuna BAŞAR
Kategori:
Like

Yorum Gönder

[blogger][facebook]

Tuna BAŞAR

{facebook#https://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#https://www.twitter.com/tunabasar35} {google-plus#https://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#https://tr.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#https://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#https://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget