Sessizliklerden büyük gürültülerin koptuğu bir yerde, kendi gürültümde sessizliği aramaya çalışıyorum.
Rahat bırakmıyorlar!
Nereye gitsem kendi gürültümü de yanımda götürüyorum; kurtulamıyorum!
Aydınlıkları karanlık yapmaya çalışanların yaşadığı bir yerde, kendi karanlığımda aydınlığı elde etmeye çalışıyorum.
İzin vermiyorlar!
Nereye gitsem, gittiğim yerlerin daha da karanlık olduğuna korkarak tanık oluyorum.
Bu karanlıklarda en aydınlık yerin, kendi iç dünyam olduğunu fark ediyorum.
Büyük cesaretlerin korkaklık olarak görüldüğü bir yerde, kendi korkaklığımı cesaret olarak yansıtmaya çalışıyorum.
Engel oluyorlar!
Korkaklıklara tapmaya başlıyorlar.
İnançların inançsızlık sayıldığı bir yerde, "Anlamağa çalışıyorum, inanmayı yitirmenin pahasına"*
Zorluyorlar!
İnançsızlara inanmayanı inançsız diye damgalıyorlar.
Burası öyle bir yer ki, gürültüler içinden karanlıklar doğuyor, karanlıklar bitmeden korkaklık boy gösteriyor.
Korkaklar lider olup, inanmadıkları şeyleri inanç diye insanlara yutturmaya çalışıyorlar.
Bu korkakları cesur sanan cahiller de inançsızlığı inanç yerine koyarak, inançsızlık tanrısını kafalarında yaratıyorlar.
İçlerinden çıkan en inançlı lideri inançsız diye damgalayıp, yaşattığı büyük zaferlere rağmen, onu korkak olarak zihinlerine yerleştiriyorlar.
O cesur ve inançlı lideri yok sayıp, kendi korkak ve inançsız liderlerini onunla kıyaslıyorlar.
Kıyasladıkları yetmiyormuş gibi, bunu karanlıklarda büyük gürültüler kopararak yapıyorlar.
Bunu engellemeye çalışanları da acımasızca yok ediyorlar.
İçimdeki korku daha da artıyor ve kendi sessizliğimde yarattığım gürültü, bütün gürültüleri baskılayarak soruyor: Burası neresi?

Tuna BAŞAR

*Nazım Hikmet

/yirmiağustosikibinbeş sıfırsıfıryirmibir
İzmir/