Not Defteri -68-


• ABD Ulusal Film Eleştirmenleri Topluluğu 2012 yılının en iyi filmi olarak Michael Haneke’nin Aşk’ını seçmişler. Cannes’dan Altın Palmiye’yle dönen film Oscar Ödülleri’nde de En İyi Yabancı Film Ödülünü alacak gibi görünüyor.
Henüz filmi izlemeye fırsatım olmadı ama Haneke sinemasının en önemli duraklarından biri izlenimi yarattı film bende şimdiden.
Filmi izledikten sonra Seyir Defteri’me film hakkında bir yazı yazmaya çalışacağım.

• Bazı ödüller benim seçimlerimde önemli yer tutar. Ödüllerin her zaman çok önemli eserlere verilmediğini bilsem de yaptıkları seçimlerle her zaman önemli eserlere ödüller veren jüriler vardır. Bunların en başında da Cannes Film Festivali jürileri gelir. Bugüne kadar Cannes’da büyük ödülü kazanan filmler benim de büyük beğenimi kazanmış filmlerdir. O nedenle her zaman Altın Palmiye Ödülleri’ni önemserim ve genelde film tercihlerimde bu ödülü kazanmış filmler öncelikli olarak yer alır.
Berlin ve Venedik Film Festivalleri de yer yer önemli filmleri ve yönetmenleri belirlemede etkili olmaktadır.

• İzlenmesi gereken filmler her geçen artıyor. En kısa zamanda izlemeyi planladığım filmler şöyle:

-          Michael Haneke’nin yönettiği Aşk (Amour)
-          Joe Wright’ın yönettiği Anna Karenina
-          Özcan Alper’in yönettiği Gelecek Uzun Sürer
-          Emir Alper’in yönettiği Tepenin Ardı
-          Serkan Acar’ın yönettiği Aşk ve Devrim


 • Yapıtlarıyla hiçbir ödüle katılmayan Leylâ Erbil, son yıllarda kabul ettiği Füsun Akatlı Saygı Ödülü ve Mersin Kenti Edebiyat Ödülü’nden sonra şimdi de PEN 2013 Öykü Ödülü’ne değer bulundu. 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nde Leylâ Erbil’in hazırladığı bildiri sunuldu. Bu vesileyle yeniden Leylâ Erbil edebiyatının gündeme gelmesi sevindirici bir gelişme benim açımdan.

Leylâ Erbil’in son romanı Kalan’ı bir an önce okumalıyım ve özellikle Gecede’ye yeniden dönmeliyim.

Cemal Süreya’nın Aşk şiirinden:

            Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
            İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük

• Toronto Üniversitesi öğretim üyesi psikiyatr Keith Oatley ve Ingrid Wickelgren tarafından Scientific American’da yazılan makaleye göre insan beynini en fazla geliştiren 10 roman şöyleymiş:

1.      Johann von GoetheGenç Werther’in Acıları
2.      Jane AustenAşk ve Gurur
3.      Nathaniel HawthorneKırmızı Leke
4.      Gustave FlaubertMadam Bovary
5.      George EliotMiddlemarch
6.      Leo TolstoyAnna Karenina
7.      Virginia WoolfBayan Dalloway
8.      Toni MorrisonSevgili
9.      J. M. CoetzeeUtanç
10.  Muhsin HamidGönülsüz Köktendinci

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir kitabının Erzurum bölümünü okuduktan sonra daha önce Karalama Defteri’ne Erzurum başlığıyla yazdığım yazıyı tamamlayıp İzlek’te yayınlamalıyım.


Jorge Luis Borges’in Atlas isimli kitabını okurken aklıma takılmıştı. Dünyanın birçok farklı şehrini gezip oraları yazan bir yazar için en güzel isim Atlas’tır herhalde. Ben de bir kitapta Atlas ismi geçiyorsa istemsiz olarak o kitaba odaklananlardanım. İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası’ndan kaynaklanıyor bu durum sanırım. Bugüne kadar duyduğum en güzel kitap isimlerinden biri çünkü Puslu Kıtalar Atlası. Cevat Çapan’ın da dünya edebiyatından yaptığı şiir çevirilerini Şiir Atlası ismiyle kitaplaştırması da çok hoştu.

Tuna BAŞAR
Kategori:
Like

Yorum Gönder

[blogger][facebook]

Tuna BAŞAR

{facebook#https://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#https://www.twitter.com/tunabasar35} {google-plus#https://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#https://tr.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#https://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#https://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget