Kültür Sanat Mevsimi | Sonbahar 2017 | Notlar -I-


1. Kültür Sanat Mevsimi umduğumdan biraz geç başladı benim için. Eylül ayı beklediğim gibi kültür sanatla dolu olarak değil de iş yaşantımın getirdiği yoğunlukla başladı. Ama yine de zihnimin bir köşesi Kültür Sanat Mevsimi’ne yoğunlaşmış durumdaydı. Bir yandan belirlediğim görevleri bir an önce gerçekleştirip bunlar üzerine yazılar yazmanın planlarını kurarken bir yandan da zihnimden yeni düşünceler geçip gidiyordu. İşte bu zihnimden geçenleri ve etkinlik boyunca karşıma çıkanları Notlar başlığı altında yazıya dökme fikrinin hem uygulama açısından hem de beni daha fazla etkinliğin içine çekmesi açısından çok önemli olduğunu düşündüm. Daha yoğun bir şekilde kültür ve sanatı yaşam biçimi haline getirebilmek için yazmanın çok önemli olduğunun farkındayım. Bu nedenle de bu notların ciddi anlamda beni motive edeceğini biliyorum.
O zaman Kültür Sanat Mevsimi başlayabilir.

2. Kültür Sanat Mevsimi etkinliği kapsamında belirlediğim 60 görevi birçok kişi gerçekleştirilemez olarak değerlendirmiş. Bu görevleri çok zor bulan birçok kişinin yorumuyla karşılaştım ama bir o kadar da bu etkinliğe katılmak, hiç olmazsa bir görevi gerçekleştirip katkı yapmak isteyen kişilerden gelen tepkiler de beni fazlasıyla heyecanlandırdı. Doğru bir etkinliğe başlangıç yaptığımı hissettiren herkese çok teşekkür ederim.
Ben de bu görevlerin tamamını gerçekleştiremeyebilirim ama hem kendimi kültür sanata daha fazla yönlendirebilmek hem de daha fazla yazma fikrine ulaşabilmek için bu görevleri belirledim. Gerçekleştirilen her görev bizlere çok önemli katkı yapacaktır.

3. Görevlere ilk olarak Nobel ödüllü iki yazarın kitaplarını okuyarak başlıyorum. Nobel ödüllü yazar deyince ilk olarak Orhan Pamuk’la başlamasam olmazdı. Ve tabii ki Gabriel García MárquezOrhan Pamuk’un Beyaz Kale ve Márquez’in Mavi Köpeğin Gözleri kitaplarını bir arada okumaya başladım. Bu görev için iki kitap okuyacağım ve her iki kitap üzerine de düşüncelerimi yazıya dökmeye çalışacağım.

4. Orhan Pamuk’un Beyaz Kale adlı romanının elimdeki versiyonu İletişim Yayınları’nın Eylül 2005 tarihli 29. baskısı. Kitabın arka kapağındaki alıntıda bu kitap için İspanyol ABC Kultura tarafından kullanılan “Kitapçı dükkânlarında gelmiş geçmiş satılan en mükemmel hayal ürünlerinden.” ifadesi bence Nobel kadar önemli bir ifade. “En mükemmel hayal ürünü” tanımlaması bir roman için söylenecek en güzel övgüdür. Ayrıca kitabın arkasındaki Orhan Pamuk fotoğrafını da Ara Güler çekmiş. Ara Güler’in çektiği sanatçı fotoğrafları da Kültür Sanat Mevsimi’nde kendine bir yer bulabilir.

5. Beyaz Kale’nin Giriş bölümünde Faruk Darvınoğlu bulduğu elyazmasından bahsederken bir meşhurlar ansiklopedisi hazırlığı içinde olduğunu da belirtiyor. Kültür Sanat Mevsimi etkinliğinin bir maddesi de ansiklopedilere ayrıldı. Buradaki meşhurlar ansiklopedisi ifadesi de beni farklı bir düşünceye sevk etmedi değil. Nâzım Hikmet de Yatar Bursa Kalesinde kitabında böyle bir ansiklopedi planıyla yazdığı şiirine Meşhur Adamlar Ansiklopedisi adını vermişti. Beyaz Kale’deki bir ifade beni önce Nâzım’ın şiirine sonra da, kendisi de bir ansiklopedi çalışması içinde yıllarını geçiren, özel ansiklopedisinin ciltlerini bizlere sunan, Enis Batur’a ve Kırkpâre adlı kitabındaki ansiklopedi maddesine götürdü. Enis Batur bu maddede ansiklopedi hazırlığı içine girmiş yazarlardan bahsediyor ve bazılarını detaylandırıyor. Ben de bu konu üzerinde bir araştırma yapmaya karar verdim. Ama öncelikle buraya Kırkpâre’nin ansiklopedi (bis) maddesinde adı geçen yazarları misafir etmesem olmazdı:
            - Novalis
            - Gustave Flaubert
            - Walter Benjamin
            - Alberto Savinio
            - Nâzım Hikmet
            - Oğuz Atay

6. Türkiye’deki bazı önemli kütüphaneler: Atatürk Kitaplığı (İstanbul), Beyazıt Devlet Kütüphanesi (İstanbul), Topkapı Sarayı Müzesi Yazma Eserler Kütüphanesi (İstanbul), İslam Araştırmaları Merkezi (İstanbul), Milli Kütüphane (Ankara), Milli Kütüphane (İzmir), Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi (İstanbul), Kadın Eserleri Kütüphanesi (İstanbul), SALT Galata (İstanbul), İnebey Yazma Eser Kütüphanesi (Bursa).
Kültür Sanat Mevsimi kapsamında herhangi bir kütüphanede birkaç saat geçirmeyi planlıyordum ama madem bir kütüphaneyi ziyaret edeceğim bunun önemli bir kütüphane olmasının çok daha değerli olduğunu düşünüyorum. Umarım bir fırsatım olur da yukarıda adını andığım kütüphanelerden birinde birkaç saat geçirebilirim.

Kütüphane ve öncesinde de Enis Batur’dan bahsetmişken bu süreçte Enis Batur’un mini kitabı Kütüphane’yi de okumamak olmaz.

7. Beyaz Kale’den bir alıntı:

            “Önceden belirlenmiş bir hayat olmadığını, bütün hikâyelerin aslında birer rastlantılar zinciri olduğunu birçokları bilir. Ama gene de, bu gerçeği bilenler bile, hayatlarının bir döneminde, geri dönüp ona baktıklarında, rastlantı olarak yaşadıkları şeylerin birer zorunluluk olduğuna karar verirler.”

8.Bir roman kahramanı hakkında kısaca bilgi ver.” diye bir görev olunca bir roman kahramanının kendi ağzından kendini tanımladığı cümleler de büyük önem kazanıyor bu etkinlik süresince. İşte Beyaz Kale’de esir düşen Venedikli’nin kendini ifade ediş şekli:
            “Soluk renkleri, sonraları yıllarca uydurduğumuz o olmayan ülkelerin, hiç yaşamamış hayvanların, inanılmaz silahların düşsel renklerini hatırlatan bu insan yirmiüç yaşındaydı, Floransa’da, Venedik’te “bilim ve sanat” okumuştu, astronomiden, matematikten, fizikten ve resimden anladığına inanıyordu; tabii kendini beğenmişin tekiydi, kendinden önce yapılan şeylerin çoğunu yutmuştu, hepsine de dudak büküyordu; daha iyilerini yapacağından kuşkusu yoktu; benzersizdi; herkesten akıllı ve yaratıcı olduğunu biliyordu: Kısaca sıradan bir gençti.”

9. Bir mevsimi etkinlik haline getirmişken ve önemli bir klasik müzik eserini de bu etkinlik döneminde dinlemeyi planlamışken işe Vivaldi’nin Dört Mevsimi’yle başlamalıyım. Farklı sanatçılardan bu önemli eseri defalarca dinleyip bana hissettirdiklerini kaleme almalıyım. Bir de bu önemli eserin hangi filmlerde kullanıldığını da belirlemekte fayda var.

10. Etkinliğin en zor görevleri bana göre şiir ve öykü yazma üzerine olanlar. Deneme, eleştiri ve mektup konusunda pek zorlanacağımı düşünmüyorum ama şiir ve öykü yazma süreci beni epey yoracaktır.
30 Gün adlı yeni projemi de Kültür Sanat Mevsimi’yle birlikte hayata geçirmeyi planlıyorum. Şiir ve öykü taslakları yazıp bunlar üzerinde 30 gün boyunca çalışacağım bu projenin sonunda birer öykü ve şiir ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum. Hiç olmazsa birer alıştırma metni yazmış olurum. Ama bu sürecin en önemli engeli ilk taslağı ortaya çıkarabilmek. Şiir ve öykü konusunda birer taslak metin hazırlayabilirsem hem bu etkinliğin en zor görevlerini gerçekleştirme yolunda önemli bir adım atmış olurum hem de yeni projem 30 Gün’ü hayata geçirebilirim.
Yukarda da bahsettiğim gibi yazma süreci kültür sanatı yaşam biçimi haline getirebilmek adına çok önemli bence. Bu etkinlik döneminde epeyce yazma konusu gündemime gelecektir ve bu da yepyeni projelerin ortaya çıkmasına sebep olacaktır.

Tuna BAŞAR

Yorum Gönder

Kadıköy'deki Tarih Edebiyat Sanat Kütüphanesi'ni ne zamandır gözüme kestirmiştim. Bu bahaneyle giderim oraya belki :)

Bu kütüphaneden haberim yoktu. Araştıracağım. Benim de yakın zaman sonra Kadıköy'e yolum düşecek. Mutlaka gidip birkaç saatimi burda geçireceğim. Sizin de yazdıklarınızı okumak isterim.
Saygılarımla.

Kütüphaneden benimde haberim yoktıçu Güzel bir şey öğrenmiş oldum.
Sanat adına be güzel şeyler düşünüp üretmek için planlar yapıyorsunuz.
Umarım iş hayatınızdaki yoğunluk azalır ce planlarınızı gerçekleştirirsiniz

[blogger][facebook]

Tuna BAŞAR

{facebook#https://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#https://www.twitter.com/tunabasar35} {google-plus#https://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#https://tr.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#https://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#https://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget