Not Defteri -20-


26 Şubat 2009 Perşembe – İzmir

• THY’nin İstanbul-Amsterdam seferini yapan uçağı Hollanda’da düştü: 9 ölü.

• THY yetkilileri halkı yine yanıltmayı başardılar. Hiç ölü olmadığını söyleyerek insanları yanlış bir umuda sevk edenler neye dayanarak kesin ifadelerle açıklama yapabiliyor.

• THY’nin terlikli genel müdürü başbakana özenmiş: “Çok şükür kimse ölmedi!”
Çok şükür, hamdolsun gibi sözleri ülkenin üst düzey yöneticilerinin söylemesinin anlamı nedir? Ellerinde somut kanıtlar olmadığı için mi bu şekilde söze başlama gereği duyuyorlar?

• Joan Miro’nun “Femme et Oiseau Dans La Tourmente” tablosu…


Oktay Akbal’dan ödünç bir cümle:
“‘Sen öldürmeyi iyi bilirsin’ diyen adamın ülkesinde az mı yazar öldürüldü!”

Oscar Wilde

• Bir ülkenin başbakanı bir grup gazeteyi işaret edip de “Bu gazeteleri almayın!” dediği zaman diğer gazeteler bizi de almayın tarzı bir manşetle çıkıp başbakanı eleştiremiyorsa, o ülkede demokrasiden söz edemeyiz.

• Hâlâ telefonlar dinleniyor ve medyaya servis ediliyor. Bu nasıl bir hukuk anlayışıdır. Bugüne kadar onlarca telefon dinlendi ve medyaya yansıdı bu konuşmalar, ama hâlâ bu konuda bir yasak yok.
Hukuk bazen yetersiz mi kalıyor?

Yusuf Atılgan’ın “Aylak Adam”ı

Cevat Çapan’dan;

“Karanlığında yolunu yitirmek istediğim
bir ormandın sen
bense nereden geldiği bilinmeyen
bir yolcu.”

Enis Batur’un yeni kitabı “Mekik” Norgunk Yayınları’ndan çıkmış.

Tutunamayanlar’dan;
Küçük şeylerden memnun olmasını bilmelisin. Küçük sevinçler büyük atılışlara yardım eder.
İnsanlar, yalnız kitaplarda şaşırırlar. Romancılar şaşırtır onları.”
Kimse, kafasındaki hayallerle kimseyi bir yere götüremez.”
Bütün insanlar birleşiniz ve aynı şeylere gülünüz.”
İntihar bir akıl hastalığıdır ve ancak bir akıl hastasının körleşmiş duyularının sağladığı soğukkanlılıkla başarılabilir.”

• ABD Dışişleri Bakanlığı, yayınladığı raporda Türkiye için şu ifadeyi kullanmış: “Basın kuruluşlarına da sahip olan şirket yöneticileri hükümeti eleştirirlerse işlerini kaybedecekleri kaygısıyla haber yapamıyorlar.”

• Başbakan her zaman yaptığı gibi yine esip gürlemiş, adı Deniz Feneri davasına karışan arkadaşları için “kavun değil ki dibini koklayasın!” demiş.
Kokuşmuşluk öyle bir boyutta ki kavun gibi dibini koklamaya gerek yok, “sağlıklı” bir burun hemen bu iğrenç kokuyu fark eder.

Ravel’in “Bolero”su

• Bazen durduk yerde kulağımdan bir çınlama yükselir. Halkın deyişiyle birinin beni andığını… sürekli aklımdan çıkmayan kişinin beni andığını düşünürüm.
Ama yanılırım!

• İzmir Büyükşehir Belediyesi, özellikle Kordon’da ve Karşıyaka Sahil’de nostalji rüzgarı estirecek tramvay projesini İzmir’in beş farklı bölgesinde uygulamaya geçecekmiş.

• 8. Vehbi Koç Vakfı ödülü, bu yıl eğitim dalında Prof. Dr. Türkan Saylan’a verilmiş.
Her yıl farklı bir dalda verilen ödülleri yıllara göre alanlar şöyle:
2002 yılında Topkapı Sarayı Müzesi
2003 yılında Anne Çocuk Eğitim Vakfı
2004 yılında Bilkent Üniversitesi Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü
2005 yılında Fazıl Hüsnü Dağlarca
2006 yılında Nuri Okutan
2007 yılında Prof. Dr. Aziz Sancar
2008 yılında Prof. Dr. Mehmet Özdoğan

• Okuduklarım

- Vatan, Cumhuriyet ve Milliyet gazeteleri
- Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki Sayı:993
- Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” adlı romanı
- Can YücelRengâhenk

• İzlediklerim

- Kanal D’de yayınlanan “Yaprak Dökümü” adlı dizi
- Star TV Ana Haber Bülteni

Tuna BAŞAR

Yorum Gönder

[blogger][facebook]

Tuna BAŞAR

{facebook#https://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#https://www.twitter.com/tunabasar35} {google-plus#https://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#https://tr.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#https://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#https://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget