Not Defteri -70-


Enis Batur, her zaman dile getirdiğim gibi, benim en çok okuduğum yazarlardan biridir. Yazdıkları, düşündükleri, planladıkları ve yazma hızı bende büyük hayranlık uyandırır. Her zaman, sıkı bir okuru olarak, onun hızına yetişemediğim için dert yanarım ama daha da fazla yazmasını istemeden de duramam. O yazacak ki bizim ufkumuz daha da genişleyecek.
Ben daha Siyah Sert Berlin’i, Davalı’yı, Ziyaretler Kitabı’nı okuyamadan Bu Kalem Unkudî ve Dalgınlık Kursları çıkmış bile. Yakın zaman içinde de A Capella, Yanık Dîvan, Basit Bir Es, Oktay Rifat’a Doğru ve Çengelli İğneyle adlı kitapları yayınlanacakmış. Anlaşılan yoğun bir Enis Batur okuma dönemi daha bekliyor bizi.


• İş Bankası Kültür Yayınları da son zamanlarda sanat kitapları konusunda atağa geçti. Özellikle 500 Görsel Eşliğinde üstbaşlığı altında yayınladıkları Van Gogh, Leonardo da Vinci, Rembrandt, Michelangelo ve Cézanne kitapları bir açığı kapatacaktır. Serinin devamının geleceğini de tahmin ediyorum. Bu tarz kitaplar her zaman ilgimi fazlasıyla çekmiştir. Ayrıca Beethoven kitabı da ilgimi çekmişti. Diğer müzisyenler için de bu tür kitaplar yayınlarlarsa çok iyi olacaktır.


• Bir süredir Digitürk üzerinden yayın yapan İz Tv’yi yakından takip etmeye başladım. Belgesel ve gezi kanalı olarak yayını sürdüren İz TV, sanat ve edebiyat üzerine yaptığı yayınlarla dikkatimi çekti. Özellikle II. Yeni üzerine yaptığı yayınlar ve şairlerin hayatına odaklanan programları bir açığı kapatmaya başladı. Yaptığı programlarla bambaşka diyarlara gidip hiç tanımadığımız insanların yaşamlarını yakından görebildiğimiz gibi bazen de İstanbul sokaklarında gezdiriyor bizi İz Tv. Bazen bir trenle Afrika içlerine girerken, bazen de Avrupa’nın önemli kentlerinde fotoğraf çekerken buluyoruz kendimizi. Yakın tarihimize odaklanıyor bazen, bazen de sinema üzerine yayınladığı belgesellerle ufkumuzu genişletiyor. Ayrıca program aralarında Resim Defteri programıyla birçok resmi de hatırlatıyor bizlere. Kanal kurucusu Coşkun Aral’ı canı gönülden kutlamamız gerekiyor.


• Geçenlerde günlükler üzerine biraz kafa yorunca büyük yazarların günlüklerini yeniden okuma isteğim arttı. Bu konu üzerine bir okuma listesi oluşturdum bile. Elimin altında sürekli bir günlük olacak şekilde okumaya başlayacağım. Okumayı planladığım günlükler şöyle:

-          Dostoyevski, Bir Yazarın Günlüğü I-II, YKY
-          Cesare Pavese, Yaşama Uğraşı, Can Yay.
-          Cemal Süreya, Günler, YKY
-          Tomris Uyar, Gündökümü I-II, YKY
-          Kafka, Günlükler, Cem Yay.
-          Ece Ayhan, Başıbozuk Günceler, YKY
-          Virginia Woolf, Bir Yazarın Günlüğü, İş Bankası Kültür Yay.
-          Sylvia Plath, Günlükler, Kırmızı Kedi Yay.
-          Memet Fuat, Ölünceye Kadar 1-2, Adam Yay.
-          Küçük İskender, Cangüncem, Gendaş Kültür

Tuna BAŞAR
Kategori:
Like

Yorum Gönder

gece yazılanla gündüz yazılan bir olur mu hiç? Ben gündüzleri yazıyorum çünkü akşamları çok yorgun oluyorum. Sabahları altıda kalkmak zorunda olmasam, sıkıntı olmazdı gece yazıları...

Bazen gerçekten yoğun bir tempo nedeniyle istediğimiz zaman dilimi içinde yazamıyoruz. Ben de aslında gecenin sabaha ulaşma vakitlerinde daha iyi yazıyorum ama iş temposu o saatlerde uyanık olmama izin vermiyor.

[blogger][facebook]

Tuna BAŞAR

{facebook#https://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#https://www.twitter.com/tunabasar35} {google-plus#https://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#https://tr.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#https://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#https://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget