Eylül 2016
!f İstanbul 10 Ressam 10 Resim 2 Hafta 2016 Yılında İzlemeyi Planladığım Filmler 2016 Yılında Okumayı Planladığım Kitaplar Adalet Ağaoğlu Adam Yayınları Adana Film Festivali Adonis Afife Tiyatro Ödülleri Aforizma Ahmet Altan Ahmet Say Akbank Caz Festivali Akbank Kısa Film Festivali Akımlar Akira Kurosawa Aklımda Kalanlar Alberto Giacometti Alejandro González Iñárritu Alexandre Cabanel Alfa Yayınları Alıntı Alıntıladıklarım Alıştırmalar Ali Püsküllüoğlu Altın Koza Film Festivali Altın Portakal Şiir Ödülü Altyazı Anatole France Andante Dergisi Andre Malraux Ankara Müzik Festivali Ansiklopedi Antalya Film Festivali Antoloji Ara Güler Arkas Sanat Merkezi Arşiv Aspendos Opera ve Bale Festivali Ataol Behramoğlu Atilla Dorsay Attilâ İlhan Ayfer Tunç Aynı Başlık İki Farklı Şiir Aziz Nesin Bach BAFTA Bavul Dergisi Bedri Rahmi Eyüboğlu Beethoven Behçet Necatigil Berlin Film Festivali Bertrand Russel Beyoğlu Sahaf Festivali Bilge Karasu Bilgi Yayınevi Bilkent Senfoni Orkestrası Birhan Keskin Black Mirror Borusan Müzik Evi Bosch Bugün bir... Bunları Okudunuz Mu? Burhan Uygur Bursa Kitap Fuarı Caddebostan Kültür Merkezi Cahit Sıtkı Tarancı Can Yayınları Candan Erçetin Carl Spitzweg Cemal Süreya Cemal Şan CerModern Claude Monet Çağan Irmak Çaykovski Çevrimdışı İstanbul D-Marin Klasik Müzik Festivali Dağlarca Şiir Ödülü Değinmeler Deneme Dergi Derviş Zaim Devlet Tiyatroları Diego Velázquez Dinlediklerim Diya(b)log Dostoyevski Duchamp Düşbükeyler Edebiyat Edgar Degas Edip Cansever Edirne Kitap Fuarı Édouard Manet Edward Munch Eleştiri Elias Canetti Emin Alper Enis Batur ENKA Erdal Öz Edebiyat Ödülü Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi Erzurum Eskişehir Şiir Buluşması Etkinlik Eugène Delacroix Everest Yayınları Eylül'e Mektuplar F. Scott Fitzgerald Facebook Fahrelnissa Zeid Fatih Akın Fazıl Hüsnü Dağlarca Fazıl Say Felsefe Ferit Edgü Festival Fikret Muallâ Film Filmekimi Fotoblog Franz Kafka G. Cabrera Infante Gabriel Garcia Márquez Galeri Gece Gece Edebiyat Gece Edebiyat'ta Neler Var Georges Braque Gezi Giorgione Goethe Google + Goya Gustav Klimt Gülten Akın Gündem Gündemdekiler Günler Günlük Günlükler Günün Resmi Günün Şarkısı Günün Şiiri Gürsel Korat Haber Haldun Dormen Halikarnas Balıkçısı Hasan Ali Toptaş Hayat Notları Henri Matisse Hep Kitap Heykel Hilmi Yavuz Işık Ergüden Italo Calvino İçebakan İdil Biret İlhan Berk İstanbul ArtNews İstanbul Bienali İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası İstanbul Film Festivali İstanbul Kitap Fuarı İstanbul Kukla Festivali İstanbul Modern İstanbul Müzik Festivali İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali İstanbul Tasarım Bienali İstanbul Tiyatro Festivali İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali İş Bankası Kültür Yayınları İş Sanat İzlediklerim İzlek İzmir Avrupa Caz Festivali İzmir Festivali İzmir Folkart Gallery İzmir Kitap Fuarı İzmir Kukla Günleri İzmir Öykü Günleri İzmir Sanat James Joyce Jan van Eyck Jean Auguste Dominique Ingres Johannes Vermeer John William Waterhouse Jorge Luis Borges José Saramago Joseph Haydn Kadıköy Kitap Günleri Karalama Defteri Kırıntılar Kırmızı Kedi Yayınevi Kısa Metinler Kıvılcımlar Kieslowski Kim Ki-duk Kimdir? Kitap Kitap Eleştirileri kitap-lık Kitsch Klasik Müzik Konser Ku(r)şun Lezzeti Kurşun Kalem Dergisi Kuzgun Acar küçük İskender Kültür-Sanat Kürşat Başar Kütüphane Leonardo da Vinci Leylâ Erbil Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi Listelediklerim Luc Besson Mahsun Kırmızıgül Malraux Man Booker Ödülü Manet Marc Chagall Marguerite Duras Marlon James Matisse Mektup Melih Cevdet Anday Memet Fuat Metin Uca Metis Yayınları Mırıldandıklarım Michel Gondry Michelangelo Milan Kundera Milliyet Sanat Mitoloji Mitoloji Yazıları Montreal Dünya Filmleri Festivali Mozart Murat Gülsoy Murathan Mungan Mutlakalar Atlası Mühür Dergisi Müze Müzik Nâzım Hikmet Ne Var Ne Yok? Necip Fazıl Kısakürek Nilüfer Belediyesi Nobel Edebiyat Ödülü Not Defteri Notos Nuri Bilge Ceylan Nuri İyem Oğuz Atay Oktay Rifat Okuduklarım Okuma Defteri Okuma Günlüğü Okuma Şenliği Onat Kutlar Opera Opus Amadeus Oda Müziği Festivali Orhan Kemal Orhan Koçak Orhan Pamuk Orhan Veli Orson Welles Oscar Ödülleri Oscar Wilde Oulipo Ödül Öğrendiklerim Ömer Kavur Önerdiklerim Öneri Öykü Özcan Alper Özdemir Asaf Özlü Söz Park Chan-Wook Paul Cézanne Paul Klee Penguen Kolu/Kanadı Pera Müzesi Picasso Plan Proje Quentin Tarantino Raffaello Refik Durbaş Reha Erdem Rembrandt Remzi Kitabevi Resim Resim Defteri Ressam Roman Rota Rusalka Sabancı Müzesi Sait Faik Abasıyanık Sait Faik Hikâye Armağanı Salâh Birsel Samuel Beckett Sanat Sanat Yazıları Sanatın Halleri Sandro Botticelli Sayıklamalar Seçki Seçtiklerim Sel Yayıncılık Selçuk Altun Selim İleri Sema Kaygusuz Sempozyum Seren Yüce Sergi Seyir Defteri Seyran Aygün Altınay Sezen Aksu Sıla Sırma Köksal Sinema Sosyal Medya Söyleşi Sözcükler Sözlük Sözünü Sakınmadan Stanley Kubrick Stefan Zweig Süreyya Operası Svetlana Aleksiyeviç Şair Şiir Şiir Düşü Şiirler Takip Tarık Dursun K. Yazar Evi Thomas Mann Tınısını Sevdiğim Sözcükler Atlası Tiyatro Tiziano Vecellio Tomris Uyar Tuhaf Turgut Özakman Turgut Uyar Twitter Ukde Umberto Eco Van Gogh Varlık Dergisi Vasily Kandinsky Vehbi Koç Vakfı Venedik Film Festivali Venüs Veysel Çolak Videolar Viktor Hugo Vural Sözer William-Adolphe Bouguereau Woody Allen Yaşar Kemal Yavuz Turgul Yazar Yazı Masası Yazılar Yekta Kopan YKY Youtube Yön Yayınları Yusuf Atılgan Yücel Müştekin Z Raporu Zeki Demirkubuz Zorlu PSM Caz Festivali


• Müzisyen, besteci Claude Debussy üzerine araştırma yapmalıyım.

• Birkaç tiyatro yazarı;
            Adamov, Albee, Pinter, Handke, Sarraute, Anouilh, Beckett, Ionesco, Lorca, Camus, Sartre, Thomas Bernhard, Peter Weiss

Ankara Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nin Salı Konserleri 11 Ekim’de Fazıl Say ile başlıyormuş.

Jose Saramago’nun Körlük’ünü bir an önce okumalıyım.

• Daha önce özellikle resim konusunda Hıristiyanlık’ın önemli bir etkisi olduğunu dile getirmiştim. Şimdi de müzik konusunda kilisenin önemli bir etkisinin olduğunu görüyorum. Önemli ressamların eserlerindeki dini motifler sayesinde Hıristiyanlık oldukça geniş bir kesime ulaşabilmiş. Kilise sayesinde de önemli müzisyenler halka ulaşabilmişler. İslam Dini’nde de sanata yeterince önem verilebilseydi belki Müslüman sanatçılar da dünya çapında tanınacak düzeye gelebilirlerdi. Bu sayede İslam da çok daha fazla kişiye ulaşabilirdi.

• Romantizm terimini ilk kez Alman şair ve yazar Friedrich von Schlegel kullanmış.

• UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ni detaylı bir şekilde incelemeliyim.

• Yine, yeniden aklıma Süreyya Berfe’nin yıllar önce kitap-lık Dergisi’nde yayınladığı İskele Akşamlığı başlıklı günlükleri geldi. O günlükler kitaplaştı mı? Yeniden o dergileri bulup günlükleri okumalıyım.

• NTV Yayınları’ndan çıkan İstanbul Ansiklopedisi’ni bir an önce edinmeliyim.

• Teknolojinin gelişimi artık birçok konuda bizlere fazlasıyla yardımcı oluyor. Bir ara üzerinde kafa yorduğum fakat bir türlü hayata geçiremediğim bir düşünceme teknolojinin getirdiği imkanlar sayesinde yeniden kafa yormaya başladım: Aklımdan geçen tüm düşünce kırıntılarını kayıt altına almak…

• Kibele heykellerini incelemeliyim ve Kibele üzerine bir yazı yazmalıyım.

• Frankfurt Okulu’nu araştırmalıyım.

• Osmanlı’da Evangelinos Misailidis adlı bir yazar Temâşâ-i Dünya: Cefâkâr-u Cefâkeş adında Türkçe bir roman yazıyor. İlk Türk romanı olarak gösterilen Şemsettin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat romanıyla aynı tarihte yayınlanmış. (Kaynak: Gürsel Korat’ın Kristal Bahçe adlı kitabının 46. sayfasında yer alan 30. deneme)

Haldun Dormen’in sahneye koyduğu Kibarlık Budalası adlı oyun 28 Eylül’de Trump Kültür ve Gösteri Merkezi’nde sahnelenecek.

• İstanbul Fotoğraf Galerisi’nde İstanbul’un Hanları sergisi 29 Eylül’e kadar ziyaret edilebilecek.

• Vehbi Koç Vakfı tarafından yapılan Çağdaş Sanat Müzesi, Dolapdere’de 2018 sonbaharında açılacakmış.

• İstanbul’daki Edebiyat Müzeleri:
Masumiyet Müzesi
Orhan Kemal Müzesi
Sait Faik Abasıyanık Müzesi
Aşiyan Müzesi
Aziz Nesin Müzesi
Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi
Hüseyin Rahmi Gürpınar Müzesi
Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Evi

Kuzgun Acar’ın “Kuşlar-Soyut Kompozisyon” adlı eseri 6 Eylül-23 Ekim tarihleri arasında Sabancı Müzesi’nde sergilenecek.

Bavul, Kafa, Ot, Pul Biber, Kara Karga gibi dergilerin epey bir sayısı varmış elimde. Bu tarz dergileri genellikle mizah dergileriyle birlikte satıyorlar. Çok eskiden Hayvan Dergisi’ni severek takip ettiğim için bu tarz dergileri her ay satın alıyorum. Fakat aldığım zaman sayfalarını karıştırıp bir köşeye atıyordum. Şimdi bu türdeki dergilerin tümünü topladım ve tek tek inceledim. Çoğu altkültür edebiyatı yapan ve arabesk bir dil üzerinden ilerleyen dergiler. Argo ve mizah ağırlıklı yazılar ve karikatürler sayfaları süslüyor. İçlerinde çok iyi yazarlar da yer alıyor. Bazı bölümleri zevkle okuyacağım tarzda. Ama içlerinde en çok Ot Dergisi’ni edebiyata yakın buldum. Hem de eski Hayvan Dergisi’nin izinde oldukları her hallerinden belli. Bu tarz dergileri takip edeceksem bundan sonra sadece Ot Dergisi’ni alırım.

Tuna Kiremitçi’nin Kara Karga adlı derginin Eylül 2016 tarihli 6. sayısında yazdığı “İstiklal Caddesi Mezunu” adlı yazı…

Behçet Necatigil’in “Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü” adlı kitabını bir an önce kütüphaneme dahil etmeliyim.

• Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü kazananların listesini kısa özgeçmişleriyle birlikte yayınlamalıyım.

• Olympos tanrılarının soyağacını yayınlamalıyım.

Tuna BAŞAR


7 Eylül 2016
Çarşamba

Mimari üzerine yoğunlaşmam gerekiyor. Özellikle İstanbul ve İzmir’deki önemli mimari eserleri tek tek görmeliyim. Hem Türk-İslam mimarisinin örneklerini hem de önemli mimarların modern yapılarını detaylı bir şekilde ele alıp her bir eser üzerine yazılar yazmalıyım. Bu düşünce nerden mi geldi aklıma: Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi’nin sayfalarını çevirirken karşıma Nigoğos ve Sarkis Balyan isimli iki kardeş mimar çıktı. Osmanlı’nın son dönemlerine etki etmiş mimar bir ailenin iki ferdi. Dolmabahçe, Çırağan ve Beylerbeyi Sarayları ile Ihlamur Kasrı gibi önemli eserlerin mimarları. Çok detaylı bir şekilde araştırılması gereken bir aile ve eserleri üzerine de detaylı yazılar yazılabilir. Aynı şekilde dünya üzerinde Türk-İslam mimarisinin en önemli temsilcisi olarak gösterilen Mimar Sinan’ın eserleri… Bir yandan da modern mimari örnekler.
Öncelikle ülkemizde bulunan mimari eserler üzerine bir araştırmayla işe başlamalıyım. Sonrasında dünya ölçeğinde önemli eserlere de odaklanabilirim. Bu konuda Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi ve NTV Yayınları tarafından basılan Mimarlık adlı kitap bana önemli bir başvuru kaynağı olacaktır.

7eylül’16gecesi edirne

Tuna BAŞAR


projeler

Mutlakalar Atlası

Çok uzun zamandır mutlaka yapmam gerekenler üzerine listeler oluşturuyorum. Öncelikle Mutlaka Okumam Gereken Kitapları belirlemekle başlamıştım işe. Amacım 200 önemli kitabı listelemekti. Dünya ve Türk Edebiyatı’nın en önemli 200 kitabı… Bu konuda çok önemli bir liste de oluşturmuştum aslında. Hatta bir ara bu listedeki kitaplardan bazılarını yazılarımda anmıştım. Bu listeyi yayınlamanın artık zamanı geldiğini düşündüğüm sırada listedeki bazı eksiklikler listeyi yayınlamama engel oldu. Çünkü listede her bir yazardan bir kitaba yer vermiştim. Yani Dostoyevski, Tolstoy, Victor Hugo, Stefan Zweig, Franz Kafka, Milan Kundera, Yaşar Kemal, Oğuz Atay, Tomris Uyar gibi birçok önemli yazarın sadece tek bir kitabıyla listede olması bana biraz yanlış geldi. İlk anda listenin adı Ölmeden Önce Okunması Gereken 200 Kitap olarak belirlenmişti. Hem listenin bahsettiğim nedenden dolayı bana eksik gelmesi hem de adının çok uzun olması nedeniyle bugüne kadar bu listeyi yayınlayamadım. Bu liste yayınlanmayınca filmler, resimler, müzikler, şehirler, yemekler, bilimsel olaylar gibi diğer listeler de gün ışığına çıkamadı. Bir süre önce bu projeye yepyeni bir ismi uygun gördüm: Mutlakalar Atlası. Yani ölmeden önce mutlaka yapılması gereken şeyler mantığıyla hazırlanmış listelerin yer aldığı bir toplama Mutlakalar Atlası isminin çok yakışacağını düşündüm.
Yakında bu isim altında listeleri yayınlamaya başlayacağım. Her liste onarlı olarak yayınlanacak. Mutlakalar Atlası üstbaşlığıyla Okunması Gereken Kitaplar, Görülmesi Gereken Yerler, İzlenmesi Gereken Filmler, Dinlenmesi Gereken Müzikler, Tadılması Gereken Lezzetler, Bilinmesi Gereken Bilimsel ve Tarihi Olaylar, Gezilmesi Gereken Müzeler, Görülmesi Gereken Resimler gibi listeler bu projede yer alacak ve yaptığım her şey için de bir yazı yazılacak.

Tuna BAŞAR 


6 Eylül 2016
Salı

Elimde sanat üzerinde çok detaylı kaynaklar var. Hepsinden de fazlasıyla faydalanıyorum. Fakat benim sanat tarihi konusunda aradığım kitap henüz basılmamış sanırım. Kütüphanemdeki ve piyasadaki sanat kitapları genellikle resim ve heykel üzerinden sanata yaklaşıyorlar. Benim isteğimse sanatı bir bütün halinde ele alıp ilk ortaya çıkan sanat eserlerinden günümüze uzanan süreçte sanatın tüm dallarında yaşanan gelişmeleri tek tek çok da detaylı olmayacak şekilde anlatan bir kitap. Bu kitabın içinde resim ve heykel de olacak sinema da, tiyatro da olacak opera ve bale de, edebiyat da olacak müzik de… Sanatın gelişim sürecini tüm dalları üzerinden gözler önüne sermeye çalışacak. Tabii ki tüm bunları bir arada anlatabilmek için çok iyi bir yayın kurulu oluşturmak gerekiyor. İlk yazılı metinlerden ilk duvar resimlerine, antik tiyatro oyunlarından felsefenin temellerinin atıldığı dönemlere, ilk mimari eserlerden günümüz özgün yapılarına, sinemanın hayatımıza girdiği ilk görüntülerden sanat akımlarına birçok farklı konuyu bir arada anlatabilmek için çok ciddi ortak çalışma anlayışına sahip bir ekip kurmak da gerekiyor. Bütün bunları ayrı ayrı ele almak değil benim bahsettiğim, tüm bir sanat anlayışının gelişimini bütün dallarını harmanlayarak aktarabilmek. Ayrı ayrı ele alan kaynaklar zaten mevcut. Önemli olan sanatın gelişimi sırasında tüm sanat dallarında yaşananları birlikte gözler önüne serebilmek. Umarım böyle bir kaynağa yakın zamanda kavuşabilirim.

6eylül’16gecesi edirne

Tuna BAŞAR


• küçük İskender, Can Yayınları’yla anlaşmış. Yeni kitabı kasım ayında yayınlanacakmış.

• Sırma Köksal’ın Büyümek adlı denemesi;
            Ingeborg Bachmann’ın Otuz Yaş adlı öyküsüyle büyümenin ne olduğunu anlatmaya başlıyor yazar. Şavkar Altınel’in Güney’deki Ülke: Avustralya’da Bir Yolculuk adlı kitabından Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şiirlerine, Rilke’nin Malte Laurids Brigge’nin Notları romanından Necip Fazıl Kısakürek’in Kaldırımlar şiirine uzanan birbirinden farklı eserlerle okurları yolculuğa çıkarırken derin bir hüznü de insanın içine işlemeyi başarıyor.
            Büyümek, ah büyümek…

• Afyonkarahisar üzerine İçebakan için tamamen kişisel bir deneme yazmalıyım.

• İnsan, hayatının çok önemli bir bölümünü geçirdiği yerlere bile zamanla yabancılaşıyor. Çok garip!

• İzlenimcilik akımı ve Pierre Auguste Renoir hakkında detaylı bir araştırma yapmalıyım. Bir Akım On Resim adlı projem için İzlenimcilik akımıyla ilgili resimleri belirlemeliyim.

• Vincent Minelli’nin yönettiği Lust for Life isimli filmde Kirk Douglas, Vincent Van Gogh’u canlandırmış. Bu filmi bulup izlemeliyim.

10 Ressam 10 Resim için Van Gogh, Renoir ve Kandinsky’den birer resim seçmeliyim.

İzmir Arkas Sanat Merkezi’nde 7 Eylül-18 Aralık tarihleri arasında 19. Yüzyıl Anadolu Seyahatleri adlı bir sergi düzenlenecekmiş.

• Çok güzel bir kelime daha: Bezgin. Tınısını Sevdiğim Sözcükler Atlası için…

• Bertrand Russel imzalı Batı Felsefesi Tarihi, Alfa Yayınları tarafından 3 cilt olarak yayınlanmış. Bu kitabı bir an önce kütüphaneme dahil etmeliyim.

• Alfa Yayınları Edebiyat Kitabı, Felsefe Kitabı, Shakespeare Kitabı, Dinler Kitabı, Psikoloji Kitabı ve Bilim Kitabı gibi oldukça kapsamlı ve ilgi çekici kitaplar yayınlıyor. Bu serinin de birçok kitabını edinmeliyim.

• Bir de Dost Kitabevi Yayınları’nın Art Book ressamlar dizisi ve Felsefenin Öyküsü adlı bir kitabı vardı. Onları da almalıyım.

• Türkiye’de sanat alanında verilmeye başlanan ilk ödül Yunus Nadi Ödülü’ymüş.

• Yazarların şehirlerle ilişkileri, yapıtlarına yansıyan şehir siluetleri üzerine bir yazı kaleme almalıyım.

• Adından Altın Koza’yı çıkaran Uluslararası Adana Film Festivali 19-25 Eylül tarihleri arasında 23. Kez sinemaseverlerle buluşacak.

• Everest Yayınları, yeni yayın döneminde André Malraux’nun Hayali Müze adlı kitabını basacakmış. Ferit Edgü’nün Düşsel Müze tabiri aklıma geldi. Bu tabirin geçtiği satırları bulup okumalıyım ve André Malraux’nun Hayali Müze kitabını çıkar çıkmaz edinmeliyim.

• Gabriel Garcia Marquez’in Doğu Avrupa’da Yolculuk adlı kitabı Can Yayınları etiketiyle raflardaki yerini almış.

Picasso, Manet’nin Kırda Öğle Yemeği resmi üzerine yüzlerce çeşitleme çizmiş. Bu resimleri görmeliyim.

Orhan Koçak’ın şiir eleştirilerini bulup okumalıyım.

• Bir süredir benim de kafamı fazlasıyla kurcalayan bir konuyu Enis Batur dile getirince kendimi daha rahat hissettim: İkinci Yeni adı altında sayılan şairleri düşününce birbirinden çok farklı şiirler yazan şairler görüyorum. Cemal Süreya, Ece Ayhan, Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk, Sezai Karakoç… Tamam, hepsinin mantalitesi aynı olabilir ama okuduğum şiirler bambaşka geliyor bana. Aynı adla kategorize edilecek şiirler tabii ki var ama bütüne bakınca her biri bambaşka şiirler yazıyor bence.

Tuna BAŞAR


5 Eylül 2016
Pazartesi

Bir ara üzerinde çok durmuştum ama son zamanlarda pek zihnimi yormuyordu bu düşünce. Dünya Edebiyatı’nın en seçkin örneklerini, sinemanın en iyi filmlerini, sanat tarihi üzerine yazılmış kitapları, iyi bir klasik müzik seçkisini alıp kendimi bir odaya kapatmak istiyordum. Bu kitaplar, filmler, müzikler eşliğinde kendimi yazının kollarına bırakacaktım. Yaklaşık bir 2 aylık sürenin yazma serüvenimde çok önemli etkileri olacağını düşünüyordum. Hatta bu konu üzerinden bir roman projesi bile geliştirmiştim. Ama nedense bir süredir bu düşünce pek aklıma gelmiyordu. Şimdi, bu gece bu düşüncenin etkisine yeniden girdim. Sanırım bu konuda en önemli sebep şu aralar okuduğum Yüzyıllık Yalnızlık kitabı. Böyle önemli kitapları sessiz sakin bir şekilde okumanın insanı daha fazla etkilediğini ve yazma isteğini kabarttığını görüyorum. Bir de kitaplar, filmler, resimler, müzikler, felsefe ve mitoloji kitapları eşliğinde bir odada bir süre zaman geçirsem yazma isteğimin çok önemli bir şekilde etkileneceğinin farkındayım. Tabii şu dönemde böyle bir imkanım olmayacak. Ama hangi şartlar içinde olursam olayım kendimi iyi kitapların, filmlerin, müziklerin, resimlerin ve sanat üzerine yazılmış detaylı kaynakların sularına bırakmalıyım. Bu sayede kendimi daha huzurlu da hissedeceğimden eminim.

5eylül’16gecesi edirne

Tuna BAŞAR


• Seren Yüce’nin senaryosunu yazıp yönettiği Rüzgarda Salınan Nilüfer adlı film 40. Montreal Dünya Filmleri Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü kazanmış.

• Kuzgun Acar’ın “Kuşlar-Soyut Kompozisyon” adlı eseri 23 Ekim 2016 tarihine kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde sergilenecek.

• Haldun Dormen’in sahneye koyduğu Kibarlık Budalası adlı oyun 28 Eylül’de Trump Kültür ve Gösteri Merkezi’nde sahnelenecek.

• İstanbul Fotoğraf Galerisi’nde İstanbul’un Hanları sergisi 29 Eylül’e kadar ziyaret edilebilecek.

• Vehbi Koç Vakfı tarafından yapılan Çağdaş Sanat Müzesi, Dolapdere’de 2018 sonbaharında açılacakmış.

Tuna BAŞAR


5 Eylül 2016 Pazartesi

Bir süredir klasikleri ve modern başyapıtlar olarak nitelenen kitapları peş peşe okumak istiyordum. Özellikle mutlaka okumam gereken kitaplar olarak belirlediğim kitapları olabildiğince hızlı bir şekilde okuyup yazı serüvenimi bu kitapların ışığında yönlendirmek amacındayım. Bu tarz kitaplardan birini seçmek için kitaplığımın raflarında dolaşırken elim hemen Gabriel Garcia Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık kitabına gitti. Birkaç defa okumaya niyetlendiğim, belli bir bölümünü okuyup yarım bıraktığım kitaplardan biriydi bu kitap. Özellikle yabancı yazarların kitaplarını okurken, kitapta çok fazla karakter adı geçiyorsa o kitabı okumakta zorlanıyorum. Yüzyıllık Yalnızlık’ta geçen isimlerin birbirine çok benzemesi ve karakterlerin birden fazla kişiden çocuk sahibi olması nedeniyle ilk okuma denememde bu karakter isimlerini karıştırmış ve sürekli geri dönüşler yapmak zorunda kalmış olduğum için kitabı okumaya devam edememiştim. Ki yazar da böyle bir durumla okurların karşılaşacağını düşündüğü için sanırım kitabın hemen başına bir soyağacı da yerleştirmiş.


Yüzyıllık Yalnızlık, büyülü gerçekçilik akımının en önemli kitabı. Ki birçok eleştirmen tarafından edebiyat tarihinin en önemli başyapıtlarından biri olarak gösteriliyor.
Bu sefer kitabın karakter yoğunluğuna çok fazla takılmadan ve olabildiğince sakin bir ortamda kitabı okumaya başladım ve kitap beni fazlasıyla etkisi altına aldı. Macondo isimli bir kasabada yaşayan Buendia ailesinin hayatına odaklanıyor kitap. Özellikle José Arcadio Buendia’nın etrafında şekillenen olaylar okuru fazlasıyla etkiliyor. Márquez “kitabımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamasınız” diyor ama anlatılan olaylar gerçeğin büyülü bir hali olarak okur karşısına çıkıyor. Kitap küçük bir kasabada geçen olaylar etrafında şekilleniyor ama anlatılanlar tüm insanlık tarihinden izler taşıyor.

Tuna BAŞAR


projeler

Z Raporu

Eskiden günün sonunda o gün yazdıklarım üzerine bir yazı yazma planım vardı. Z Raporu ismini uygun görmüştüm bu projeye. Fakat her gün düzenli bir şekilde yazamadığım için bu projede ciddi bir aksama olacağından hayata geçiremedim. Şimdi bu projeyi her ayın sonunda gerçekleştirmeyi planlıyorum. Yine isminin Z Raporu olmasına karar verdim. Ayın sonunda o ay yazdıklarımın bir listesini çıkaracağım. O ay kaç tane Gece yazmışım? Hangi düşünceler geceler boyu zihnimi kurcalamış? Hangi kitaplar eşliğinde Okuma Günlüğü’mün sayfalarına notlar düşmüşüm? Yeni projeler hayata geçirmiş miyim? Eski yazılarımdan, şiirlerimden hangilerini gözden geçirip Düşbükeyler/Fotoblog olarak yayınlamayı uygun görmüşüm? Hangi resimleri 10 Ressam 10 Resim, Bir Ressam On Resim gibi seçkilerde yayınlamışım? Listelediklerim’de hangi tavsiyelere yer vermişim? Şiir, deneme, mektup konusunda yeni ürünler vermiş miyim? Ve en önemlisi de hangi sıklıkta yazmışım? Bunlar gibi sorulara yanıt arayacağım ve bu sayede yazı serüvenimin nasıl bir ilerleme gösterdiğini de gözler önüne sermeye çalışacağım bu projede.
Ay sonu Z Raporu yakında hayata geçireceğim ilk proje olacak.

Tuna BAŞAR


Öncelikli olarak ödüllerin çok önemli bir teşvik olduğunun farkındayım. Özellikle genç yazarlara, sinemacılara, müzisyenlere verilen ödüllerin uzun yıllar boyunca o kişinin önünde önemli bir etiket olacağını biliyorum. Yıllar sonra alınan o ödülün çok önemli bir ilerlemeye sebebiyet verdiğini görmek mümkün. Bunun örnekleri çok fazla.
Fakat ülkemizde, özellikle edebiyat konusunda, çok fazla ödül veriliyor. Hemen hemen her kesimin elinde bir ödül jürisi mevcut ve kendi tarafında olan yazarlara bu ödülleri dağıtıyorlar. Bu da nerdeyse her yazarın bir ödül almasına sebep oluyor. Sonuç olarak da alınan ödüller bazen bir şey ifade etmemeye başlıyor. Yetkin bir jüri ve az sayıdaki ödül daha önemli bir seçme yöntemi olacaktır.
Bir de yazar/şair adı altında dağıtılan ödüller var. O yazar veya şairin edebiyat anlayışına sahip olmayan kişilere ödüllerin verilmesi de gerçekten ilginç.
Tabii ödüle katılan eserlerin düzeyi de çok önemli bir kıstas. Kalitesi düşük başvurular da birçok kez kötünün iyisini seçmeye sebep oluyor gibi geliyor bana. Bu yüzden de yıl bazında ödül verilmesindense yazar bazında ödül verilmesi ve bir yazarın tüm eserleri değerlendirilerek ödüle değer görülmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yine de her zaman ödülleri yakından takip eden biri olarak ödüllerin daha da etkin bir şekilde devamlılık göstermesinden yanayım.

Tuna BAŞAR


Can Yayınları tarafından verilen Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nün bu yılki sahibi Orhan Koçak olmuş.

Adından Altın Koza’yı çıkaran Uluslararası Adana Film Festivali 19-25 Eylül tarihleri arasında 23. kez sinemaseverlerle buluşacak.

• Everest Yayınları, yeni yayın döneminde André Malraux’nun Hayali Müze adlı kitabını basacakmış.

• Gabriel Garcia Marquez’in Doğu Avrupa’da Yolculuk adlı kitabı Can Yayınları etiketiyle raflardaki yerini almış.

• Ankara Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nin Salı Konserleri 11 Ekim’de Fazıl Say ile başlıyormuş.

Tuna BAŞAR


3 Eylül 2016
Cumartesi

Yazma konusunda aylık ve haftalık olacak şekilde iki tür plan yaparım. Her ayın başında o ay neler yazmayı planlıyorsam bir liste halinde bunları belirlerim. Bir de genellikle Rota olarak yayınladığım haftalık planlarım vardır. Çok fazla plan yaparım ve genellikle bu planladıklarımın ancak %20-25’ini gerçekleştirebilirim. Eskiden yaptığım planda en ufak bir aksama olsa aylık ve haftalık yaptığım tüm planları çöpe atardım. Diyelim ki “her hafta 4 kitap okuyacağım, bir film izleyeceğim, her gün Gece’yi ve Okuma Günlüğü’nü yazacağım” gibi kısa bir plan yaptım. İki gün bu plana uydum, fakat 3. gün kitap okuyamadım ve Okuma Günlüğü’nü yazamadım. İşte bu tür bir durumda 4. günde ve diğer günlerde de planladıklarımı yapmak yerine “zaten planım aksadı, tamamı aksasa ne olur ki!” diyerek bütün planladıklarımı bir kenara iterdim. Son zamanlarda bu düşünceden uzaklaşmaya başladım ve bu sayede üzerimdeki yazma planı baskısından da kurtulduğumu hissediyorum. Şimdi yine planlar yapıyorum ama yaptığım planda aksama olsa da vazgeçmeden yazabildiğim kadar yazmaya çalışıyorum. Bir gün yazamadım diye haftanın planını bozmuyorum. Yazabilirsem ertesi gün yazıyorum. O gün de yazamazsam diğer gün yazabildiğimi yazıyorum. Daha önce de dile getirmiştim: en sevdiğim şeyler bile bir zorunluluk haline gelirse o şeyleri yaparken çok sıkıntı yaşıyorum. Yaptığım planlar da zorunluluk haline gelirse o planlara sadık kalamıyorum. O nedenle de plan yaparken bunları zorunluluk haline getirmemeye çalışıyorum. Şimdilik her şey gayet iyi gidiyor. Bakalım zaman ne getirecek?

3eylül’16gecesi edirne

Tuna BAŞAR


planladıklarım

1. İzlenimcilik akımı ve Pierre Auguste Renoir hakkında detaylı bir araştırma yapmalıyım. Bir Akım On Resim adlı projem için İzlenimcilik akımıyla ilgili resimleri belirlemeliyim.
2. Bertrand Russel’ın Alfa Yayınları tarafından 3 cilt olarak yayınlanan Batı Felsefesi Tarihi adlı kitabını bir an önce kütüphaneme dahil etmeliyim.
3. Afyonkarahisar üzerine İçebakan için tamamen kişisel bir deneme yazmalıyım.
4. Vincent Minelli’nin yönettiği Lust for Life isimli filmi bulup izlemeliyim.
5. Müzisyen, besteci Claude Debussy üzerine araştırma yapmalıyım.

Tuna BAŞAR

Milliyet Sanat Dergisi, Mayıs 2016 tarihli 686. Sayısında 2000’li yıllarda yayımlanmış en iyi romanlar üzerine bir anket yaptırmış. Aralarında yazar, yayıncı ve eleştirmenlerin olduğu seçici kurula göre Son 15 Yılın En İyi 15 Türk Romanı şu şekilde sıralanıyormuş (Liste kitap adlarına göre alfabetik olarak sıralanmıştır.):

Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç


Bizim Büyük ÇaresizliğimizBarış Bıçakçı


CüceLeylâ Erbil


DahaHakan Günday


Dünya AğrısıAyfer Tunç


HawKemal Varol


KalanLeylâ Erbil


KarOrhan Pamuk


Köpekler İçin Gece MüziğiFaruk Duman


Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk


Son AdımAyhan Geçgin


Suskunlarİhsan Oktay Anar


Şairin RomanıMurathan Mungan


TolMurat Uyurkulak


Uykuların DoğusuHasan Ali Toptaş


2 Eylül 2016
Cuma

Bir dergi daha yayın hayatına son vermek zorunda kalmış. Severek takip ettiğim IAN.Edebiyat artık yayınlanmayacakmış. İstanbul Art News’le birlikte yayınlanırken tanımıştım bu dergiyi. Sonrasında bağımsız bir şekilde yayın hayatına devam etme kararı alınca, elime ulaşan dergi onu daha da fazla sevmeme sebep olmuştu. Oldukça kısa süren yayın serüveninin bitmiş olmasına gerçekten çok üzüldüm. Daha önce kapanan her dergiden sonra yaşadıklarımı yeniden yaşıyorum şu an. Kapanan her dergi bende derin bir yara bırakıyor. Severek takip ettiğim dergilerden kaçıncısını hatıralarda bırakmak zorunda kaldığımı ben de bilmiyorum. İlk olarak E Dergisi’yle yaşamıştım bu hissi. Sonrasında Adam Öykü ve Adam Sanat… İlk yazımın yayınlandığı Kaçak Yayın’ın kapanması içimde çok büyük bir boşluk oluşturmuştu. Hele kapağında adımı gördüğüm ilk dergi olan Virgül’ün kapanması beni derin bir üzüntüye sevk etmişti. Picus, Eşik Cini, İmge Öyküler, Geceyazısı, Sinema, Özgür Edebiyat, Onaltıkırkbeş, Dize… say say bitmez…
Keşke her dergi Varlık gibi uzun soluklu olmayı başarabilse…

2eylül’16gecesi edirne

Tuna BAŞAR


2 Eylül 2016 Cuma

Daha önce de dile getirmiştim: Tomris Uyar, Sevim Burak, Tezer Özlü ve Ayfer Tunç öykülerini okumaya başladığım günden beri kadın yazarlarımızın daha çok öykücü olabileceklerine dair bir düşünce var zihnimde. Gerçi Ayfer Tunç öyküleriyle olduğu kadar yazdığı romanlarla da kendini ispatlamış durumda.


Bu saydığım yazarların her yazdığını büyük bir keyifle okurum ama öykü konusunda Tomris Uyar’ın yeri bambaşka benim için. Öykülerinde işlediği insan motifleri ve okuru öykünün içinde çeken dili sayesinde her yazdığı öykü derin bir etki bırakıyor bende. Yalnızlığı çok fazla hissediyorum yazdıklarında. Bize aktardığı kısa zaman dilimlerini sanki ben yaşıyormuşum gibi içime işliyor öyküleri. Daha önce okuduğum öykülerinde de bunu yaşamıştım, şimdi okuduğum Yaz Düşleri Düş Kışları’nda da bunları yaşıyorum. Hatta çoğu öyküsünü dönüp dönüp bir kere daha okuyorum.

Tuna BAŞAR


Suriye kralı Theias’ın Myrrha (Smyrna) adında bir kızı varmış. Aphrodite’nin lanetine uğrayan bu kız babasına aşık olmuş ve onunla sevişmek istemiş. Dadısının yaptığı bir planla babasının yatağına girmiş ve onunla on iki gece sevişmiş ve son gece babasından hamile kalmış. O gece babası onun kızı olduğunu fark etmiş ve bu günahı temizlemek için onu öldürmek istemiş. Ama diğer tanrılar bu kıza acımışlar ve onu babasının elinden kurtarmak için bir mersin ağacına çevirmişler. On ay kadar sonra ağacın gövdesinden dünya güzeli bir bebek çıkmış. Çocuğun güzelliğine vurulan Aphrodite onu büyütmesi için yeraltı tanrıçası Persephone’ye vermiş. Ama Persephone da çocuğa tutulmuş ve onu Aphrodite’ye geri vermek istememiş. Aphrodite ile Persephone arasında yaşanan bu kavgaya el koyan Zeus, Adonis’in dört ay Aphrodite’nin, dört ay da Persephone’nin yanında kalmasına, kalan dört ayda da istediği yerde kalmasına karar vermiş. Fakat Adonis yılın sekiz ayını Aphrodite’nin yanında geçirmeye başlayınca bu durumu kıskanan diğer tanrılar (Ares ya da Artemis) Adonis’in peşine bir yaban domuzu takmışlar. Yaban domuzu tarafından kasığından yaralanan Adonis kanaya kanaya can vermiş. Adonis’in kanının toprağa akmasıyla da Manisa Lalesi oluşmuş.
Adonis efsanesi Sümer ve Hitit kaynaklarından gelmektedir. Adonis İbranice “efendi” anlamına gelen Tammuz (Temmuz) adının Yunanca karşılığıdır.

Tuna BAŞAR


1 Eylül 2016
Perşembe

Şiir, deneme ve öykü kitaplarını okurken genellikle Aklımda Kalanlar için kitaplardaki beğendiğim şiirleri, denemeleri ve öyküleri belirlemeye çalışırım. Bazı kitaplarda beğendiğim eserlerin sayısı çok fazla olurken, bazılarında bu sayı bir elin parmağını geçmez. Bu da aslında bana bir soruyu sorduruyor bir süredir: yazarların, şairlerin ürettikleri eserlerden ne kadarı gerçek anlamda kalitelidir? Bir şiir kitabında, bir öykü kitabında veya bir deneme kitabında yer alan eserlerden ne kadarının iyi olması o kitabın kalıcı olmasına sebep olur? Ya da bir şairin, bir öykücünün ve bir denemecinin hayatı boyunca yazdığı şiir, öykü ve denemelerden ne kadarı kalitelidir? Sonuçta her yazarın her yazdığı kaliteli değildir. Hatta büyük yazar olarak kabul ettiğimiz bazı yazarların da her yazdığı kaliteli değildir. Bazen bir şiir bir kitabı kalıcı yapıp şairini büyük yazar seviyesine yükseltebiliyor. Aynı şey bir öykü, bir deneme için de geçerli olabiliyor.
Roman konusunda bu düşünceleri gündeme getiremeyiz. Çünkü roman bir bütün halinde değerlendirilir. Sadece romanların bazı bölümlerinin gereksiz olabileceği üzerinde durmakta fayda var. Ama şiir, öykü ve deneme kitapları çoğunlukla bir bütün olarak değerlendirilmiyor. İçlerindeki birkaç kaliteli ürün o kitapları ön plana çıkarıyor.
Bu da bana yeni bir araştırma görevi getiriyor. Büyük yazarların, şairlerin eserlerini detaylı bir şekilde inceleyip yazdıklarının ne kadarının kaliteli olduğunu tespit etmeye çalışacağım. Mesela Cemal Süreya’nın kaç şiiri çok iyidir? Veya Salâh Birsel’in hangi denemeleri defalarca okunmayı hak ediyor? Ya da Bilge Karasu’nun öykülerinin hepsinde aynı tadı bulmak mümkün mü? Araştırmam gereken, üzerinde durmam gereken önemli bir konu.

1eylül’16gecesi edirne

Tuna BAŞAR


• Şair küçük İskender’in kitapları bundan sonra Can Yayınları etiketiyle okur karşısına çıkacak. Yazarın yeni kitabı kasım ayında yayınlanacakmış.

Varlık Dergisi Eylül 2016 tarihli 1308. sayısında “Olağanüstü Koşullarda Edebiyat, Sanat…” gündemiyle okur karşısına çıkıyor.

Fatih Akın’ın Wolfgang Herrndorf’un romanından uyarladığı Elveda Berlin isimli filmi 30 Eylül’de gösterime girecekmiş.

İzmir Arkas Sanat Merkezi’nde 7 Eylül-18 Aralık tarihleri arasında 19. Yüzyıl Anadolu Seyahatleri adlı bir sergi düzenlenecekmiş.

Bertrand Russel imzalı Batı Felsefesi Tarihi, Alfa Yayınları tarafından 3 cilt olarak yayınlanmış.

Tuna BAŞAR


1 Eylül 2016 Perşembe

Bazı kitapları sadece kitabın adının beni kendine çekmesi nedeniyle almışımdır. Gürsel Korat’ın Kristal Bahçe’si de adı nedeniyle dikkatimi çeken kitaplardan. Alıp sayfalarını karıştırınca kitapta yer alan denemeler ve birçok farklı edebiyatçıya yapılan değinmeler nedeniyle ilgimi daha da fazla çekmişti. Ara ara açıp sayfalarını karıştırıyordum ve bazı bölümleri okuyordum. Özellikle kitabın son bölümünde yer alan Unutamadığım Öyküler başlıklı liste nedeniyle birçok defa başvuru yaptığım bir kitap haline gelmişti Kristal Bahçe. Fakat şimdiye kadar kitabı baştan sona okumaya girişmemiştim.


Şimdi sayfaları bir bir çevirirken okumadığım için küçük bir pişmanlık da yaşadım açıkçası. Çünkü kitap yakın bir zaman önce planladığım Kıvılcımlar adlı projemde yazmayı planladığım tarzda denemelerden oluşuyor ve okudukça birçok farklı düşünceyi de zihnime düşürüyor. Muhtemelen sayfaları arasında epey vakit geçireceğim kitaplardan biri olacak gibi görünüyor bu kitap.

Tuna BAŞAR

Tuna BAŞAR

{facebook#https://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#https://www.twitter.com/tunabasar35} {google-plus#https://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#https://tr.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#https://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#https://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget