2016
!f İstanbul 10 Ressam 10 Resim 2 Hafta 2016 Yılında İzlemeyi Planladığım Filmler 2016 Yılında Okumayı Planladığım Kitaplar Adalet Ağaoğlu Adam Yayınları Adana Film Festivali Adonis Afife Tiyatro Ödülleri Aforizma Ahmet Altan Ahmet Say Akbank Caz Festivali Akbank Kısa Film Festivali Akımlar Akira Kurosawa Aklımda Kalanlar Alberto Giacometti Alejandro González Iñárritu Alexandre Cabanel Alfa Yayınları Alıntı Alıntıladıklarım Alıştırmalar Ali Püsküllüoğlu Altın Koza Film Festivali Altın Portakal Şiir Ödülü Altyazı Anatole France Andante Dergisi André Gide Andre Malraux Ankara Müzik Festivali Ansiklopedi Antalya Film Festivali Antoloji Ara Güler Arka Kapak Arkas Sanat Merkezi Arşiv Aspendos Opera ve Bale Festivali Ataol Behramoğlu Atilla Dorsay Attilâ İlhan Ayfer Tunç Aynı Başlık İki Farklı Şiir Aziz Nesin Bach BAFTA Bavul Dergisi Bedri Rahmi Eyüboğlu Beethoven Behçet Necatigil Berlin Film Festivali Bertrand Russel Beyoğlu Sahaf Festivali Bilge Karasu Bilgi Yayınevi Bilkent Senfoni Orkestrası Birhan Keskin Black Mirror Blog Atlası Blogların Gündeminde Neler Var Bodrum Müzik Festivali Borusan Müzik Evi Bosch Bugün bir... Bunları Okudunuz Mu Burhan Uygur Bursa Kitap Fuarı Caddebostan Kültür Merkezi Cahit Sıtkı Tarancı Can Yayınları Can Yücel Candan Erçetin Carl Spitzweg Cemal Süreya Cemal Şan CerModern Chopin Claude Monet Çağan Irmak Çaykovski Çevrimdışı İstanbul D-Marin Klasik Müzik Festivali Dağlarca Şiir Ödülü Değinmeler Deneme Dergi Derviş Zaim Devlet Tiyatroları Diego Velázquez Dinlediklerim Diya(b)log Dostoyevski Duchamp Düşbükeyler Echo Klassik Ödülleri Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi Edebiyat Edgar Degas Edip Cansever Edirne Kitap Fuarı Édouard Manet Edward Munch Eleştiri Elias Canetti Emin Alper Enis Batur ENKA Erdal Öz Edebiyat Ödülü Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi Erzurum Eskişehir Şiir Buluşması Etkinlik Eugène Delacroix Everest Yayınları Eylül'e Mektuplar F. Scott Fitzgerald Facebook Fahrelnissa Zeid Fatih Akın Fazıl Hüsnü Dağlarca Fazıl Say Felsefe Ferit Edgü Fernando Pessoa Festival Fikret Muallâ Film Filmekimi Fotoblog Franz Kafka G. Cabrera Infante Gabriel Garcia Márquez Galeri Gece Gece Edebiyat Gece Edebiyat'ta Neler Var Georges Braque Gezi Giorgione Goethe Google + Goya Gustav Klimt Gülten Akın Gümüşlük Klasik Müzik Festivali Gündem Gündemdekiler Günler Günlük Günlükler Günün Resmi Günün Şarkısı Günün Şiiri Gürsel Korat Haber Haldun Dormen Halikarnas Balıkçısı Hasan Ali Toptaş Hayat Notları Henri Matisse Hep Kitap Heykel Hilmi Yavuz Işık Ergüden Italo Calvino İçebakan İdil Biret İlhan Berk İstanbul ArtNews İstanbul Bienali İstanbul Caz Festivali İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası İstanbul Film Festivali İstanbul Kitap Fuarı İstanbul Kukla Festivali İstanbul Modern İstanbul Müzik Festivali İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali İstanbul Tasarım Bienali İstanbul Tiyatro Festivali İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali İş Bankası Kültür Yayınları İş Sanat İzlediklerim İzlek İzmir Avrupa Caz Festivali İzmir Festivali İzmir Folkart Gallery İzmir Kitap Fuarı İzmir Kukla Günleri İzmir Öykü Günleri İzmir Sanat James Joyce Jan van Eyck Jean Auguste Dominique Ingres Johannes Vermeer John William Waterhouse Jorge Luis Borges José Saramago Joseph Haydn Julio Cortázar Kadıköy Kitap Günleri Karalama Defteri Kemal Özer Kırıntılar Kırmızı Kedi Yayınevi Kısa Metinler Kıvılcımlar Kieslowski Kim Ki-duk Kimdir Kitap Kitap Eleştirileri kitap-lık Kitsch Klasik Müzik Konser Ku(r)şun Lezzeti Kurşun Kalem Dergisi Kuşadası Kitap ve Edebiyat Günleri Kuzgun Acar küçük İskender Kültür-Sanat Kürşat Başar Kütüphane Lampedusa Ödülü Leonardo da Vinci Leylâ Erbil Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi Listelediklerim Luc Besson Mahsun Kırmızıgül Malraux Man Booker Ödülü Manet Marc Chagall Marguerite Duras Marlon James Matisse Mektup Melih Cevdet Anday Memet Fuat Metin Uca Metis Yayınları Mırıldandıklarım Michel Gondry Michelangelo Milan Kundera Milliyet Sanat Mitoloji Mitoloji Yazıları Montreal Dünya Filmleri Festivali Mozart Murat Gülsoy Murathan Mungan Mutlakalar Atlası Mühür Dergisi Müze Müzik Nâzım Hikmet Ne Var Ne Yok Necip Fazıl Kısakürek Nilüfer Belediyesi Nobel Edebiyat Ödülü Not Defteri Notos Nuri Bilge Ceylan Nuri İyem Oğuz Atay Oktay Rifat Okuduklarım Okuma Defteri Okuma Günlüğü Okuma Şenliği Onat Kutlar Opera Opus Amadeus Oda Müziği Festivali Orhan Kemal Orhan Koçak Orhan Pamuk Orhan Veli Orson Welles Oscar Ödülleri Oscar Wilde Oulipo Ödül Öğrendiklerim Ömer Kavur Önerdiklerim Öneri Öykü Özcan Alper Özdemir Asaf Özlü Söz Park Chan-Wook Paul Cézanne Paul Klee Penguen Kolu/Kanadı Pera Müzesi Peter Paul Rubens Picasso Plan Proje Quentin Tarantino Raffaello Refik Durbaş Reha Erdem Rekin Teksoy Rembrandt Remzi Kitabevi Resim Resim Defteri Ressam Roman Rota Rusalka Sabahattin Ali Sabancı Müzesi Sait Faik Abasıyanık Sait Faik Hikâye Armağanı Salâh Birsel Samuel Beckett Sanat Sanat Yazıları Sanatın Halleri Sandro Botticelli Sayıklamalar Seçki Seçmeler Seçtiklerim Sel Yayıncılık Selçuk Altun Selim İleri Sema Kaygusuz Sempozyum Seren Yüce Sergi Sevim Burak Seyir Defteri Seyran Aygün Altınay Sezen Aksu Sıla Sırma Köksal Sinema Sosyal Medya Söyleşi Sözcükler Sözlük Sözünü Sakınmadan Stanley Kubrick Stefan Zweig Süreyya Operası Svetlana Aleksiyeviç Şair Şiir Şiir Düşü Şiirler Takip Tarık Dursun K. Yazar Evi Thomas Mann Tınısını Sevdiğim Sözcükler Atlası Tiyatro Tiziano Vecellio Tomris Uyar Tuhaf Turgut Özakman Turgut Uyar Twitter Ukde Umberto Eco Van Gogh Varlık Dergisi Vasily Kandinsky Vehbi Koç Vakfı Venedik Film Festivali Venüs Veysel Çolak Videolar Viktor Hugo Vural Sözer William-Adolphe Bouguereau Woody Allen Yaşar Kemal Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri Yavuz Turgul Yazar Yazı Masası Yazılar Yekta Kopan YKY Youtube Yön Yayınları Yusuf Atılgan Yücel Müştekin Z Raporu Zeki Demirkubuz Zorlu PSM Caz Festivali

…tüketilememesidir. Günümüz toplumlarında hızla artan tüketim isteği karşısında bunu başarmak çok zor olsa da sanatın her zaman zoru başarması gerekir.
Peki, tüketilememek nasıl bir şeydir? Elbette sanat olarak ortaya konduğu iddia edilen bir eserin birçok defa kişinin içinde tekrarlama isteği uyandırmasıdır. Edebiyat eseriyse yeniden okuma isteği… Müzik eseriyse tekrar dinleme isteği… Resimse yeniden görme isteği…
O yüzden Shakespeare’den Dostoyevski’ye, Mozart’tan Beethoven’a, Da Vinci’den Picasso’ya, Eisenstayn’dan Lynch’e, Nâzım’dan Abidin Dino’ya kadar yüzlerce sanatçının eserleri sürekli tekrarlanıyor insanların içinde.

Tuna BAŞAR



21 Kasım 2016 Pazartesi

Birkaç gündür Milan Kundera’nın Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği adlı romanına dönmek istiyordum. Özellikle bu romanın bir bölümünde “Kitsch” üzerine yazdıklarını yeniden okumak için bir istek oluşmuştu içimde. Ama kütüphanemden bir süreliğine ayrı kaldığım için bu isteğimi baskılamak zorundaydım. Bugün kitapevine girip kendime birkaç kitap seçerken Bir Buluşma’yla karşılaşınca hemen bu kitabı alıp okumak istedim.


Milan Kundera’nın denemelerinden oluşuyor Bir Buluşma. Özellikle kitsch konusunda olduğu gibi belli konulardaki düşüncelerini romanlarının içine deneme tadında serpiştirmeyi başaran büyük bir yazarın deneme kitabı da bana çok büyük bir düşünme alanı sunuyor. Daha önce Roman Sanatı adlı kitabında bu alanı fazlasıyla hissettirmişti. Şimdi Bir Buluşma’da da bu hissiyatı oluşturuyor bende. Kitabın girişine de güzel bir not düşmüş yazar: “…düşüncelerimle anılarımı, eski (varoluşsal ve estetik) temalarımla eski aşklarımı (Rabelais, Janáček, Fellini, Malaparte) bir araya getiren bir buluşma…
Kitap Francis Bacon’ın resimleri üzerine bir yazıyla açılıyor. Romanlar, varoluşsal yoklamalar adlı ikinci bölümde Dostoyevski, Louise-Ferdinand Céline, Philip Roth ve Gabriel García Márquez gibi yazarların romanları üzerine yazdıklarını bir araya getiriyor. Bakalım kitabın geri kalan sayfaları bana neler getirecek?
Ama özellikle kitabı okurken bir düşünce zihnime yerleşti: bir büyük yazar çıkaran bir kültür dünyası içinde barındırdığı fakat dünyaya çok da fazla tanıtamadığı yazarları, sanatçıları o büyük yazarı sayesinde bir nebze de olsa dünyaya tanıtmayı başarıyor. Bir yazar bir kültürü bütün dünyaya hatırlatmaya yetiyor. Acaba Orhan Pamuk’un denemeleri de dünya üzerinde böyle bir etki yaratıyor mudur?

Bir Buluşma
Milan Kundera
(Çeviri: Roza Hakmen)
Deneme
173 syf
Can Yayınları, 2. Basım: Ekim 2010

Tuna BAŞAR 


21 Kasım 2016
Pazartesi

Yine bir taşınma, yer değiştirme sürecinin arifesinde kütüphanemi toparlayıp birkaç günlüğüne kitaplarımdan uzak kaldığım bir dönemi yaşıyorum. Nedenini tam olarak çözemediğim bir şekilde sadece iki kitap kalmış koca kütüphaneden elimde. Biri Tahsin Yücel’in öykülerinden oluşan Haney Yaşamalı, diğeri ise Enis Batur İçin Otuz Kuş Bakışı… Her iki kitabı da daha önce okumuştum ama üzerlerine detaylı yazı yazmamıştım. Kütüphaneme kavuşana kadar bu iki kitabın bana yetmesi mümkün değil. Ama bu süreçte bu iki kitabın üzerine detaylı bir şekilde eğilip yazı yazabileceğimi düşünüyorum. Yine de içimdeki durdurulamaz kitap açlığını giderebilmek için bugün kendimi bulduğum ilk kitapevine attığımı da belirtmem lazım. Milan Kundera’nın Bir Buluşma, Thomas Mann’in Değişen Kafalar, Turgut Uyar’ın Dünyanın En Güzel Arabistanı ve Tomris Uyar’ın Gecegezen Kızlar adlı kitapları ve Artam adlı dergi birkaç günlüğüne bana eşlik etmesi için seçtiklerim. En azından kütüphaneme tekrar kavuşacağım güne kadar kitap açlığımı bunlar sayesinde biraz olsun dindirebileceğimi düşünüyorum. Bu tür süreçlerin en iyi tarafı elimde bulunan az sayıdaki kitaba ve dergiye çok ender bulanan şeylermiş gibi oldukça özenli bir şekilde yaklaşmak, bu kitaplar ve dergiler üzerine çok daha doyurucu yazılar yazabilmek… Ve tabii ki bu sürecin en önemli etkisi de, şu an bile derinden hissettiğim gibi, kütüphanemin, kitaplarımın değerini bir kere daha anlamak olacak.

yirmi1kasım’16gecesi edirne

Tuna BAŞAR


Bugün bir dergi okudum… Notos’un Nisan-Mayıs 2012 tarihli 33. sayısını… Dosya konusu olarak Tomris Uyar’ın belirlendiği… Dergide yer alan Tomris Uyar için yazılmış iki şiir özellikle dikkatimi çekti. Biri Turgut Uyar’ın tomris uyar için bir şiir kurma çalışması, diğeri ide Edip Cansever’in Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir… Çok önemli iki şairin çok önemli bir öykücü için yazdığı şiirler… Bu iki şiir beni eski bir projeme götürdü: bir sanatçıya ithaf edilen şiirler antolojisi. Bir şairin bir sanatçıyı şiir yoluyla anlatmaya çalıştığı şiirleri bir araya getirme projesi… Bu projeyi gündemimden düşürmüştüm bir süre önce ama bu şiirleri okuyunca bu projeye başlamam gerektiğini düşündüm ve proje için seçtiğim ilk şiirler olarak bu iki şiiri belirledim. Projeye uygun ismi bulduğum zaman bu projeye başlama kararı aldım.
Bugün bir dergi okudum ve eski bir projem hakkında yeniden düşünmeye başladım.

Tuna BAŞAR


planladıklarım

1. Butik ve kişisel müzeler üzerine detaylı bir araştırma yapmalıyım. Bu tarz müzelerin listesini Listelediklerim’de yayınlamalıyım. Özellikle İzmir’de yer alan Mask Müzesi, Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi, Neşe ve Karikatür Müzesi ve Müziksev Çalgı Müzesi’ni gezip bu müzeler üzerine yakında başlamayı planladığım Müzeler projem için yazılar yazmalıyım.
2. Kendi kişisel ansiklopedimi oluşturmalıyım. Oulipo üzerine yazmayı planladığım yazıyı Ansiklopedi’nin ilk maddesi olarak yayınlamalıyım.
3. Şiirin hayatım üzerindeki etkileri hakkında yazdığım yazıyı iki bölüm halinde Karalama Defteri’nde yayınlamalıyım. Bu yazıya son halini verdiğimi düşündüğüm zaman yazıyı Şiir Düşü’ne veya İçebakan’a eklemeliyim.
4. Türk Edebiyatı’nın En Önemli 50 Kitabı başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazıyı Listelediklerim’de yayınlamalıyım.
5. Önemli yazarların ilk yayınladıkları kitaplardan oluşan 10 Yazar 10 İlk Kitap seçkileri oluşturmalıyım.

Tuna BAŞAR


Bugün bir kitap okudum. Selçuk Altun’un Ku(r)şun Lezzeti adlı romanı… Romanın V. bölümünde geçen “Kitsch” sözcüğü beni alıp bir başka romanın sayfalarına götürdü. Ne zaman “Kitsch” sözcüğüyle karşılaşsam Milan Kundera’nın Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği adlı romanında bu kelime üzerine yazdıklarına giderim. Kitabı elime alıp o bölümü yeniden okumak istedim.
Bugün bir kitap okudum ve o kitap beni başka bir kitaba ulaştırdı.

Tuna BAŞAR


9 Kasım 2016 Çarşamba

Yapı Kredi Yayınları’nın Doğan Kardeş Kitaplığı’ndan çıkan Gütenberg Gökadasına Gezi adlı kitap Enis Batur tarafından yayına hazırlanmış.
Gütenberg’in matbaayı icadından sonra yazılı metinlerin daha kolay bir şekilde çoğaltılması, ciddi anlamda bir kalıcılık kazanması ve çok daha fazla insana ulaşmasına Kanadalı bilim adamı Marshall Mc Luhan tarafından “Gütenberg Gökadası” tanımı uygun görülmüş. Enis Batur da bu tanımı alarak bizi bir geziye çıkarmayı tercih etmiş.
Kitap adından da anlaşılacağı gibi yazılı metinleri daha doğru bir ifadeyle kitabı konu ediniyor. Önemli yazarların, düşünürlerin, bilim insanlarının kâğıt, kalem, kitap, kütüphane gibi konulardaki düşüncelerini bizlere toplu halde sunmaya çalışıyor.
Kitap altı bölümden oluşuyor ve her bölüm yazıya, yazma eylemine, kitaba ve kütüphanelere önem veren her okur için gayet ilgi çekici görünüyor. Bölümlerin başlıkları bile okuma iştahını kabartıcı nitelikte:
I. Bölüm: Kalem, Kâğıt, Kitap
II. Bölüm: Kütüphane
III. Bölüm: Okumak
IV. Bölüm: Yazı, Yazar, Yazmak
V. Bölüm: Nasıl Yazıyorlar(dı)?
VI. Bölüm: Neden Niçin Yazıyorlar(dı)?
Gütenberg Gökadasına Gezi, bir süredir üzerine odaklandığım yazının tarihi konusunda da bana fazlasıyla yol gösterici olacak gibi görünüyor. Bu kitapla eş zamanlı olarak Enis Batur’un Yazboz’unu da okumakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Tuna BAŞAR


Bugün bir kitap okudum. Selçuk Altun’un Ku(r)şun Lezzeti adlı romanı… Kitabın II. Bölümünün son kısmında adı geçen Derya Ereren ve Rita adlı çiftin Sıraselviler-Galata hattında çürümeye terkedilmiş soylu binaları arama çalışmalarına ben de katılmak istedim. Bu hat üzerinde dolaşıp mimari yapıları fotoğraflamak, bulabildiğim binaların tarihini detaylı bir şekilde araştırmak, bu binaları yapan mimarların kimliğini belirlemek ve buralarda hangi hayatların yaşandığını kurgulamak istedim.
Bugün bir kitabın okuduğum bir bölümü sayesinde yeniden mimari üzerine düşünmeye başladım.

Tuna BAŞAR


8 Kasım 2016
Salı

Bir süredir şiire yeterince yoğunlaşamadığım için büyük bir pişmanlık yaşıyorum. Oysa eskiden düşüncelerimi şiir yoluyla anlatmaya çalışıyordum. Şiirsel bir bütünlük taşımasa da birçok metnimde şiirsel bir tını mevcuttu. Ama şimdi daha fazla düzyazının hakimiyeti var yazdıklarımda. İstesem de eskisi gibi şiire yakınlaşamıyorum. Gerçi eskisi kadar yoğun bir şekilde şiir okuduğum da söylenemez. Şiir üzerine yazılan metinlere ve şiiri tanımlamaya çalışan sözlere de pek zaman ayıramıyorum. Sürekli bir şiir kitabı var elimde ama şiiri okumaktan öteye geçemiyorum. Şiir üzerine yeterince düşünmüyorum, önemli şiirleri detaylı bir şekilde incelemiyorum, şiirlerdeki tınıyı yakalamaya çalışmıyorum. Üstelik eskiden çok fazla şiir alıştırması yapardım. Elime kalemi kâğıdı alıp düşüncelerimi şiir yoluyla ifade etmeye çalışırdım. Ortaya şiir çıkmasa da şiir alıştırması olarak önemli metinler yaratmış olurdum.
Aslında şiire yoğunlaşmak, şiiri çok önemli bir konuma getirmek ve şiiri her an hayatıma katmak bana şiirsel bir bakış açısı da kazandırıyordu. Her şeyi şiir üzerinden değerlendirmeye başlıyordum ve her şeyi şiir olarak yansıtıyordum. Küçük ve anlamsız bir olay bile şiir olarak dile geliyordu. Hayata şiirin ritmiyle, tınısıyla bakıyordum. Bir süredir özlediğim, eksikliğini hissettiğim şey de tam olarak bu aslında.

8kasım’16gecesi edirne

Tuna BAŞAR


8 Kasım 2016 Salı

Selçuk Altun’un “Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir” ve “Bir Sen Yakınsın Uzakta Kalınca” adlı romanlarından sonra yayınladığı üçüncü romanı Ku(r)şun Lezzeti… Kıs(s)a Roman olarak lanse edilen kitap Elias Canetti’nin bir aforizmasıyla açılıyor.


Selçuk Altun bu romanında bizi Tolga adlı karakteri sayesinde bir burjuva bunalıma davet ediyor. Bir bankacı olan Tolga, üstün zekası ve ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz sonucunda elindeki parayı katlayarak otuz bir yaşında zengin olur. Bu paranın bir kısmıyla Tünel’de Serendipity adlı bir bar açar. Kendisine aldığı tarihi binadaki eski bir mektup sayesinde bir araştırma görevine girişir ve bir yandan da kitaplar, resimler ve müzikler eşliğinde bizi bir burjuva yaşamına sürükler. Bol bol Elias Canetti alıntılarıyla bu serüven daha da hoş bir hale gelir.
Selçuk Altun’un bu kitabını yıllar önce okumuştum ve bir süredir yeniden okumak istiyordum. Bunda da en büyük etken bir süredir zihnimi yoran Serendipity kelimesiydi. Serendipity, Farsça kökenli bir sözcüktür ve “bir güzelliği ararken diğerine ulaşmak” anlamına gelir. Bu sözcüğü Türk Edebiyatı’nda ilk defa Selçuk Altun kullanmıştır ve o da Berkeley’deki bir sahafın isminden ödünç almıştır. Selçuk Altun romanları da bir serendipity gibidir ilk defa kitaplarıyla karşılaşan okurlar için. Birçok sanat eserini biz okurlara hatırlatarak bir serendipity havası oluşturmaktadır.
Ayrıca roman bir ikizler resmigeçidi gibi… Romana dahil olan birçok karakterin ikizi var. Başta Tolga olmak üzere…

Tuna BAŞAR


Bugün bir derginin sayfalarını karıştırdım. Notos’un Edebiyatta İntihar dosya konulu Aralık 2012-Ocak 2013 tarihli 37. sayısını… Sayfaları karıştırırken karşıma çıkan Marguerite Yourcenar imzalı Mişima başlıklı kısa dosya yazısı zihnimde bir düşünceyi tetikledi. Kitaplar, filmler, resimler üzerine detaylı yazılar yazma planları yaparken asıl ıskaladığım şeyin bazı karşılaşma anlarında zihnimden geçenler olduğunu fark ettim. Genel anlamda bir bütünden ziyade bir ışık çakması gibi zihnimden geçen düşünceleri de kâğıda dökmem gerektiğini çok yoğun bir şekilde hissettim. Zaten bu düşünce ara ara zihnimi yoruyordu fakat nasıl bir başlangıç yapacağımı bilemiyordum. İşte bugün karşıma çıkan dergi sayesinde bu başlangıç fikri de ortaya çıktı: “Bugün bir…” şeklinde başlayan bir cümle yapısıyla zihnimden geçen düşünceyi yazmanın çok uygun olduğuna karar verdim. Projenin ismi de bu şekilde olacak.
Bugün bir derginin sayfalarını karıştırdım ve yepyeni bir projeye başlama kararı aldım.

Tuna BAŞAR


7 Kasım 2016
Pazartesi

Bugün okumak için kitap seçerken Enis Batur’un hazırladığı Gütenberg Gökadasına Gezi adlı kitapla karşılaştım. Kitabın sayfalarını karıştırırken “Neden Niçin Yazıyorlar(dı)?” adlı bölüm üzerine bayağı bir odaklandım. Ve bu bölüm bir süre önce değindiğim, hatta bu konu üzerinde bir yazı da kaleme aldığım “Niçin Yazıyorum?” sorusunu yeniden gündemime almama sebep oldu.
Muhtemelen her yazı erbabı için en az bir defa gündeme alınacak bir sorudur bu. Herkesin kendince verdiği cevaplar vardır ama birçok kişi hayatın anlamını yazıda, yazma eyleminde gördüğü için yazdığını söyleyecektir. Ama ben daha önce de verdiğim cevabın aynısını yinelemekte fayda görüyorum: kendi kişisel gelişimimi kayıt altına almak için yazıyorum. Yazdığım şeylerin mükemmel olmasını çok da umursamıyorum açıkçası. Çünkü kendimi bir şair veya yazar olarak görmüyorum. Kendi hoşuma giden şeyler üzerine, okumaktan zevk aldığım tarzda metinler yazıyorum. Ve bu metinleri de kişisel blog sayfamda yayınlıyorum. Elbette yazdıklarımı birilerinin okumasından mutlu oluyorum. Okuyanların da zihnine yepyeni fikirler düşürmek ve yeni okuma yollarına yönelmelerini sağlamak istiyorum. Bunu yaparken de dört dörtlük bir metin ortaya koyarak değil de kısa notlarla, birkaç cümleyi geçmeyen değinilerle, bazen bir resimle, kitap kapağıyla, bazen de günlükle, mektupla yapmayı amaçlıyorum. Bunda başarılı olmak gibi bir hedefim de yok aslında. Hiç kimse yazdıklarımı okumasa bile, hiç kimse okuma yan yollarına sapmasa bile, en başta da dediğim gibi, ben kendi kişisel gelişimimi kayıt altına almak için yazıyorum. Hiç kimse okumasa da ben dönüp geçmişte neler üzerinde konaklamışım, hangi şeyler dikkatimi çekmiş, neleri okumuşum, neleri izlemişim, aklımdan hangi düşünceler geçmiş benzeri soruları yanıtsız bırakmamak için bu yazdıklarımı yayınlıyorum. Ve bundan da büyük keyif alıyorum.

7kasım’16gecesi edirne
Tuna BAŞAR 


7 Kasım 2016 Pazartesi

Önümüzdeki bir haftalık süreçte okumak için kendime beş kitap ve iki dergi belirledim. Yıllar önce okuduğum, fakat bir süredir tekrar okumak istediğim Selçuk Altun’un Ku(r)şun Lezzeti adlı romanı ilk seçtiğim kitap… Selçuk Altun romanlarındaki burjuva yaşam tarzını ve sanata verilen büyük değeri yeniden görmek istiyorum. Eminim ki Ku(r)şun Lezzeti, bir süredir aklımda olmayan kitapları, yazarları, sanatçıları yeniden gündemime getirecektir. Ne yazarsa okuyacağım yazarların en başında gelen Selim İleri’nin iki kitabı da listemde. Everest Yayınları’nın İki Kitap Birden dizisinden cep boy olarak bastığı tek kitap aslında… Kitabın bir bölümünde Destan Gönüller romanı, diğer bölümünde ise Fotoğrafı Sana Gönderiyorum adlı öyküleri yer alıyor. Selim İleri’nin Her Gece Bodrum ve Cehennem Kraliçesi gibi romanlarındaki tadı özlediğim için Destan Gönüller’i özellikle okumak istiyordum. Umarım o tadı bulabilirim. Bunların yanında iki de Enis Batur kitabı var listede. Biri yeni şiirlerinden oluşan Yanık Divan, diğeri ise bir seçki… Gütenberg Gökadasına Gezi adını taşıyan seçkide yazı, yazı araçları, kütüphane, kitap, okumak ve yazarların yazma süreçleri üzerine metinler yer alıyor. Önemli yazarların metinleri eşliğinde bir serüvene çıkarıyor Enis Batur bizi. Bir de Sözcükler adlı derginin Kasım-Aralık 2016 tarihli 64. sayısı ve Milliyet Sanat Dergisi’nin Kasım 2016 tarihli 692. sayısı okumayı planladıklarım arasında.
Tabii ki bu bir haftalık okuma planının içine başka kitaplar, dergiler ve metinler de girecektir. Her okuma eylemi başka okuma yan yollarını da açacaktır bana ve bu süreçte planlananların dışında da okunacak şeyler ortaya çıkacaktır.

Tuna BAŞAR

planladıklarım

1. Oulipo üzerine kısa bir yazı yazmalıyım.
2. Yeni projem “Bugün bir…” üzerine Penguen Kolu/Kanadı’na bir yazı yazmalıyım ve bu projeye başlamalıyım.
3. Elias Canetti’nin aforizmalarını okumalıyım.
4. O an adlı projemde William Saroyan’ın Bitlis tabelasının önünde çektirdiği fotoğrafı yayınlamalıyım ve William Saroyan-Bitlis ilişkisi üzerine bir yazı kaleme almalıyım.
5. Türkçe’de hangi sözcükleri hangi yazarlar ilk defa kullanmıştır? Hangi sözcükler hangi yazarlar sayesinde dilimize girmiştir? Mesela Tahsin Yücel İzlek kelimesini ilk defa kullanan yazarmış. Böyle örnekleri bulup yayınlamalıyım.

Tuna BAŞAR


• Enis Batur’un yeni kitabı Nigredo, Durayazmak Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayınlandı.

• İstanbul Kültür Üniversitesi Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezi’nde Zamanın Sarkacındaki Adam ‘Burhan Uygur’ resim sergisi 2-23 Kasım 2016 tarihleri arasında sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

• Remzi Kitabevi Yayınları, Phaidon’un ünlü dizisi “Sanatçılar, Akımlar, Yapıtlar…”ı dilimize kazandırmış. Serinin ilk iki kitabı Empresyonizm (İzlenimcilik) ve Dali

• Hasan Ali Toptaş’ın yeni romanı Kuşlar Yasına Gider, Everest Yayınları tarafından yayınlandı.

• 35. İstanbul Kitap Fuarı 12-20 Kasım 2016 tarihleri arasında kitapseverlerle buluşacak.

Tuna BAŞAR

16 Ekim 2016 Pazar

Bir özel ansiklopedi kurma fikriyle yola çıkan Enis Batur’un Kediler Krallara Bakabilir, Gönderen, Kırkpâre, Kurşunkalem Portreler ve Yazboz ciltlerinden sonra yayınladığı 6. cilt Su, Tüyün Üzerinde Bekler. Her biri kendi içinde bir bütünlük taşıyan özel ansiklopedinin bu cildinde Enis Batur bizi alışkanlıklar, takıntılar, hastalıklar ve korkular gibi konulara götürüyor.


Kitap hasta oğlunu tedavi ettirebilmek için çöp toplayan Fatma Kaptan’ın hikayesiyle açılıyor. Koleksiyonculuk ve her şeyi toplama isteğiyle yaşayan insanlar üzerinden alışkanlıklara götürüyor… Sonra hastalıklar, ölüm korkusu ve takıntılar… Bir nevi insan halleri sunuyor bize yazar. Ama anormal insan halleri… Enis Batur kendisi de ölüm ve uçak korkusuyla iç içe yaşadığı için bu konularda epey yazacak şey biriktirmiş anlaşılan. Ve her zaman olduğu gibi bu kitapta da okurlarını başka kitaplara, filmlere, resimlere götürüyor. Zihnimizde bambaşka fikirler oluşmasına sebep oluyor.

Tuna BAŞAR


planladıklarım

1. Botticelli’nin Dante’nin İlahi Komedya’sı üzerine yaptığı çizimleri incelemeliyim.
2. Francis Bacon üzerine bir araştırma yapmalıyım. Türkçe’ye hangi kitaplarının çevrildiğini belirlemeliyim.
3. Birçok yönetmenin kısa filmlerinden oluşan Unutma Beni İstanbul adlı filmi izlemeliyim.
4. Listelediklerim’de Notos Dergisi’nin soruşturmasıyla belirlenen Yüzyılın 40 Filmi listesini yayınlamalıyım.
5. Osmanlı’nın son dönemine etki etmiş mimarları araştırmalıyım.

Tuna BAŞAR


16 Ekim 2016
Pazar

Enis Batur, Su, Tüyün Üzerinde Bekler kitabının Altıncı adlı bölümünün IV. denemsinde bir arkadaşını anar. Kendisine temas eden kişiye aynı şekilde simetrik temas etme ihtiyacı hisseden arkadaşını… Bir obsesyon sahibi bu kişiyi okuyunca uzunca bir süre önce gündemime aldığım takıntılı insanlar projesi yeniden gündemime giriverdi. Gündelik yaşamımızda birçok takıntılı insanla karşılaşırız. Kiminde simetri takıntısı vardır, kiminde temizlik… Kimi sadece düşünce boyutunda bir takıntı yaşar, kimi de Enis Batur’un arkadaşının yaşadığı gibi fiziksel bir takıntı… Onlarca farklı takıntı çeşidi vardır ve bu takıntıların tedavisi de üzerine gitmektir. Beni asıl ilgilendiren konu bu takıntılı insanların edebiyat dünyasında nasıl irdelendiği. Roman ve öykü kahramanı olarak bir sürü takıntılı karakterle karşılaşırız. Ama ben özellikle şiirde bu takıntılı tipleri aradım uzunca bir süre. Obsesif şiirler antolojisi gibi bir seçki oluşturmak için… Elbette ki istediğim düzeyde bir birikime ulaşamadım ve o proje de bir penguen kolu/kanadı olarak kaldı. Şimdi bu gece hem o projeye yeniden döndüm, hem de takıntılı insan tiplerini daha fazla gözlemlemem gerektiğine karar verdim. Ve uzun zamandır kafamı kurcalayan psikoloji/psikiyatri terimleri ve özellikle psikiyatrik bozukluklar üzerine detaylı bir araştırma da yapmam gerektiğini yeniden fark ettim.

on6ekim’16gecesi edirne

Tuna BAŞAR


• İstanbul Modern’de 19 Ekim 2016-20 Ocak 2017 tarihleri arasında “Gündüz, Işık, Gece” adlı bir sergi düzenlenecek.

• Notos Öykü Dergisi, Ekim-Kasım 2016 tarihli 60. sayısının kapak konusunu “Başlangıçta O Vardı/Halid Ziya Uşaklıgil” olarak belirlemiş.

• Derviş Zaim’in yeni filmi Rüya, 21 Ekim’de gösterime girecek.

• İstanbul Tasarım Bienali, 22 Ekim-20 Kasım tarihleri arasında 3. kez sanatseverlerle buluşacak.

• Borusan Müzik Evi tarafından düzenlenen Nova Muzak konserlerinin ilki 20 Ekim’de Alman piyanist Alex von Schlippenbach konseriyle başlayacak.

Tuna BAŞAR


planladıklarım

1. Şiire ve şiir yazılarına çok daha fazla zaman ayırmalıyım. Şiir Düşü ve Alıştırmalar’a bir ritim kazandırmalıyım.
2. Selçuk Altun’un Kitap İçin adlı üç kitabını art arda okuyup bu kitapların eşliğinde Bir Kitabın İzleği adlı projeme de başlamalıyım.
3. Altın Portakal kazanan filmlerin listesini Listelediklerim’de yayınlamalıyım.
4. Müzik tarihi üzerine detaylı araştırmalar yapmalıyım ve insan hayatına girdiği günden bugüne müziğin gelişimi ve değişimi üzerine Mırıldandıklarım’da yazılar yazmalıyım.
5. Tınısını Sevdiğim Sözcükler Atlası adlı projeme de artık başlamalıyım.

Tuna BAŞAR


11 Ekim 2016
Salı

İyi bir okur olma konusunda yaşadığım en büyük eksiklik Türkçe dışında herhangi bir dilde çok iyi bir şekilde okuyamıyor olmak. İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca gibi bir dilde de çok iyi seviyede bir okuma yetisine sahip olmak isterdim. Sadece Türkçe okuyor olmak, dünya edebiyatından bana sunulanlar dışında bir şey okuyamıyor olmak anlamına geliyor. Yapılan çeviriler dışında dünya edebiyatını takip edemiyorum, başka dillerde yayınlanan dergileri okuyamıyorum, dünya edebiyatının gündeminde olanları gözlemleyemiyorum. Bu da hem ufkumu daraltıyor hem de iyi bir okur olmamı engelliyor. Oysa iyi düzeyde İngilizce okuyabiliyor ve orta düzeyde Fransızca anlayabiliyor olsaydım şu anki okuryazarlığımın çok üzerinde bir durumda olacaktım ve okumanın gerçek hazzını yaşayabilecektim. Ama ne yazık ki Türkçe yayınlanan kitaplar dışında bir okuma durumuna sahip olmadığım için kendimi çok yetersiz hissediyorum.

on1ekim’16gecesi edirne

Tuna BAŞAR


10 Ekim 2016
Pazartesi

Sanatı bir bütün halinde ele alan kitapların eksikliğini çok uzun zamandır hissediyorum. Sanatın tüm dallarını içinde barındıran, sanatın gelişimini tüm dalları üzerinden yorumlamaya çalışan bir kitaba henüz ulaşabilmiş değilim. Sanat üzerine yazılan kitaplar sanata resim, heykel ve mimari açısından yaklaşmayı tercih ediyorlar çoğu zaman. Oysa edebiyat, müzik, tiyatro gibi sanatın diğer önemli dallarını da kapsayan bir sanat kitabı yazılsa çok önemli bir başvuru kaynağı haline gelecektir. İlk duvar resimleri ve insanların kullandığı ilk aletlerden günümüz modern sanatına uzanan geniş bir yelpazede sanatın tarihini gözler önüne sermeye çalışan birçok kitap var piyasada. Bu kitaplara edebiyattan müziğe, tiyatrodan sinemaya yaşanan gelişmeleri ve bu gelişmelerin diğer sanat dalları üzerindeki etkilerini de eklemeyi başaran bir kitap sanatseverler için çok önemli bir ihtiyacı kapatacaktır.
Bu düşünceyi daha önce de gündemime almıştım. Belki bu konuda detaylı yazılar yazarak kendi açımdan bir ihtiyacı giderebilirim diye düşünüyordum. Ama tabii ki bu işin altından kalkmam mümkün değil. Bu nedenle de planladığım projeyi biraz değiştirerek yeni bir projeyi gündemime aldım: Sanatın Tarihi. Ne Zaman Ne Oldu altbaşlığını taşıyacak bu projede sanat olayları üzerine odaklanacağım. Hangi sanatsal gelişme ne zaman gerçekleşmiş, sorusuna yanıt arayacağım. Yaşanan sanatsal gelişmeler üzerine kısa notlar yazarak bu projeyi hayata geçirmeyi planlıyorum. Öncelikli olarak bu proje kronolojik bir sırayla ilerlemeyecektir. Çünkü tüm sanat tarihinde yaşanan olayları kronolojik bir sırayla listeleyebilmem için tüm sanat kitaplarını detaylı bir şekilde incelemem gerekmekte. Bu da kısa vadede yapılacak gibi görünmüyor. O nedenle karşıma çıkan olayları bir tarihsel sıralama gözetmeden Sanatın Tarihi başlığıyla yayınlayacağım. Bir süre sonra zaten bu yayınladığım notlardan kronolojik bir sanat tarihi listesi oluşacaktır.

onekim’16gecesi edirne

Tuna BAŞAR


• 26. Akbank Caz Festivali 12-23 Ekim tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak.

• Varlık Dergisi Ekim 2016 tarihli 1309. sayısının kapak konusu olarak “Aristoteles 2400 Yaşında”yı belirlemiş.

• Murathan Mungan’ın poetik yazılarından oluşan Küre adlı kitap Metis etiketiyle raflardaki yerini aldı.

• 53. Uluslararası Antalya Film Festivali 16-23 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

11 Ekim’de başlayacak olan 28. Yıl ENKA Kültür Sanat Müzik Buluşmaları’nın açılış konserinde İdil Biret sahne alacak. Konser ENKA İbrahim Betil Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek.

Tuna BAŞAR


planladıklarım

1. Thomas Bernhard hakkında detaylı bir araştırma yapmalıyım ve elimdeki iki kitabını (Ses Taklitçisi ve Wittgenstein’in Yeğeni) okumalıyım.
2. Attilâ İlhan üzerine bir Ukde metni yazacaktım. Artık yazma zamanıdır.
3. Federico Fellini sineması üzerine yoğunlaşmalıyım ve Fellini sineması üzerine Seyir Defteri’ne detaylı bir yazı yazmalıyım.
4. Elias Canetti Edirne, William Saroyan Bitlis kökenliymiş. Bu tarz başka yazarlar var mı? Araştırmalıyım.
5. Osmanlı padişahlarının sanat koleksiyonları hakkında bir araştırma yapmalıyım.

Tuna BAŞAR


• Müzisyen, besteci Claude Debussy üzerine araştırma yapmalıyım.

• Birkaç tiyatro yazarı;
            Adamov, Albee, Pinter, Handke, Sarraute, Anouilh, Beckett, Ionesco, Lorca, Camus, Sartre, Thomas Bernhard, Peter Weiss

Ankara Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nin Salı Konserleri 11 Ekim’de Fazıl Say ile başlıyormuş.

Jose Saramago’nun Körlük’ünü bir an önce okumalıyım.

• Daha önce özellikle resim konusunda Hıristiyanlık’ın önemli bir etkisi olduğunu dile getirmiştim. Şimdi de müzik konusunda kilisenin önemli bir etkisinin olduğunu görüyorum. Önemli ressamların eserlerindeki dini motifler sayesinde Hıristiyanlık oldukça geniş bir kesime ulaşabilmiş. Kilise sayesinde de önemli müzisyenler halka ulaşabilmişler. İslam Dini’nde de sanata yeterince önem verilebilseydi belki Müslüman sanatçılar da dünya çapında tanınacak düzeye gelebilirlerdi. Bu sayede İslam da çok daha fazla kişiye ulaşabilirdi.

• Romantizm terimini ilk kez Alman şair ve yazar Friedrich von Schlegel kullanmış.

• UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ni detaylı bir şekilde incelemeliyim.

• Yine, yeniden aklıma Süreyya Berfe’nin yıllar önce kitap-lık Dergisi’nde yayınladığı İskele Akşamlığı başlıklı günlükleri geldi. O günlükler kitaplaştı mı? Yeniden o dergileri bulup günlükleri okumalıyım.

• NTV Yayınları’ndan çıkan İstanbul Ansiklopedisi’ni bir an önce edinmeliyim.

• Teknolojinin gelişimi artık birçok konuda bizlere fazlasıyla yardımcı oluyor. Bir ara üzerinde kafa yorduğum fakat bir türlü hayata geçiremediğim bir düşünceme teknolojinin getirdiği imkanlar sayesinde yeniden kafa yormaya başladım: Aklımdan geçen tüm düşünce kırıntılarını kayıt altına almak…

• Kibele heykellerini incelemeliyim ve Kibele üzerine bir yazı yazmalıyım.

• Frankfurt Okulu’nu araştırmalıyım.

• Osmanlı’da Evangelinos Misailidis adlı bir yazar Temâşâ-i Dünya: Cefâkâr-u Cefâkeş adında Türkçe bir roman yazıyor. İlk Türk romanı olarak gösterilen Şemsettin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat romanıyla aynı tarihte yayınlanmış. (Kaynak: Gürsel Korat’ın Kristal Bahçe adlı kitabının 46. sayfasında yer alan 30. deneme)

Haldun Dormen’in sahneye koyduğu Kibarlık Budalası adlı oyun 28 Eylül’de Trump Kültür ve Gösteri Merkezi’nde sahnelenecek.

• İstanbul Fotoğraf Galerisi’nde İstanbul’un Hanları sergisi 29 Eylül’e kadar ziyaret edilebilecek.

• Vehbi Koç Vakfı tarafından yapılan Çağdaş Sanat Müzesi, Dolapdere’de 2018 sonbaharında açılacakmış.

• İstanbul’daki Edebiyat Müzeleri:
Masumiyet Müzesi
Orhan Kemal Müzesi
Sait Faik Abasıyanık Müzesi
Aşiyan Müzesi
Aziz Nesin Müzesi
Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi
Hüseyin Rahmi Gürpınar Müzesi
Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Evi

Kuzgun Acar’ın “Kuşlar-Soyut Kompozisyon” adlı eseri 6 Eylül-23 Ekim tarihleri arasında Sabancı Müzesi’nde sergilenecek.

Bavul, Kafa, Ot, Pul Biber, Kara Karga gibi dergilerin epey bir sayısı varmış elimde. Bu tarz dergileri genellikle mizah dergileriyle birlikte satıyorlar. Çok eskiden Hayvan Dergisi’ni severek takip ettiğim için bu tarz dergileri her ay satın alıyorum. Fakat aldığım zaman sayfalarını karıştırıp bir köşeye atıyordum. Şimdi bu türdeki dergilerin tümünü topladım ve tek tek inceledim. Çoğu altkültür edebiyatı yapan ve arabesk bir dil üzerinden ilerleyen dergiler. Argo ve mizah ağırlıklı yazılar ve karikatürler sayfaları süslüyor. İçlerinde çok iyi yazarlar da yer alıyor. Bazı bölümleri zevkle okuyacağım tarzda. Ama içlerinde en çok Ot Dergisi’ni edebiyata yakın buldum. Hem de eski Hayvan Dergisi’nin izinde oldukları her hallerinden belli. Bu tarz dergileri takip edeceksem bundan sonra sadece Ot Dergisi’ni alırım.

Tuna Kiremitçi’nin Kara Karga adlı derginin Eylül 2016 tarihli 6. sayısında yazdığı “İstiklal Caddesi Mezunu” adlı yazı…

Behçet Necatigil’in “Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü” adlı kitabını bir an önce kütüphaneme dahil etmeliyim.

• Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü kazananların listesini kısa özgeçmişleriyle birlikte yayınlamalıyım.

• Olympos tanrılarının soyağacını yayınlamalıyım.

Tuna BAŞAR


7 Eylül 2016
Çarşamba

Mimari üzerine yoğunlaşmam gerekiyor. Özellikle İstanbul ve İzmir’deki önemli mimari eserleri tek tek görmeliyim. Hem Türk-İslam mimarisinin örneklerini hem de önemli mimarların modern yapılarını detaylı bir şekilde ele alıp her bir eser üzerine yazılar yazmalıyım. Bu düşünce nerden mi geldi aklıma: Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi’nin sayfalarını çevirirken karşıma Nigoğos ve Sarkis Balyan isimli iki kardeş mimar çıktı. Osmanlı’nın son dönemlerine etki etmiş mimar bir ailenin iki ferdi. Dolmabahçe, Çırağan ve Beylerbeyi Sarayları ile Ihlamur Kasrı gibi önemli eserlerin mimarları. Çok detaylı bir şekilde araştırılması gereken bir aile ve eserleri üzerine de detaylı yazılar yazılabilir. Aynı şekilde dünya üzerinde Türk-İslam mimarisinin en önemli temsilcisi olarak gösterilen Mimar Sinan’ın eserleri… Bir yandan da modern mimari örnekler.
Öncelikle ülkemizde bulunan mimari eserler üzerine bir araştırmayla işe başlamalıyım. Sonrasında dünya ölçeğinde önemli eserlere de odaklanabilirim. Bu konuda Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi ve NTV Yayınları tarafından basılan Mimarlık adlı kitap bana önemli bir başvuru kaynağı olacaktır.

7eylül’16gecesi edirne

Tuna BAŞAR


projeler

Mutlakalar Atlası

Çok uzun zamandır mutlaka yapmam gerekenler üzerine listeler oluşturuyorum. Öncelikle Mutlaka Okumam Gereken Kitapları belirlemekle başlamıştım işe. Amacım 200 önemli kitabı listelemekti. Dünya ve Türk Edebiyatı’nın en önemli 200 kitabı… Bu konuda çok önemli bir liste de oluşturmuştum aslında. Hatta bir ara bu listedeki kitaplardan bazılarını yazılarımda anmıştım. Bu listeyi yayınlamanın artık zamanı geldiğini düşündüğüm sırada listedeki bazı eksiklikler listeyi yayınlamama engel oldu. Çünkü listede her bir yazardan bir kitaba yer vermiştim. Yani Dostoyevski, Tolstoy, Victor Hugo, Stefan Zweig, Franz Kafka, Milan Kundera, Yaşar Kemal, Oğuz Atay, Tomris Uyar gibi birçok önemli yazarın sadece tek bir kitabıyla listede olması bana biraz yanlış geldi. İlk anda listenin adı Ölmeden Önce Okunması Gereken 200 Kitap olarak belirlenmişti. Hem listenin bahsettiğim nedenden dolayı bana eksik gelmesi hem de adının çok uzun olması nedeniyle bugüne kadar bu listeyi yayınlayamadım. Bu liste yayınlanmayınca filmler, resimler, müzikler, şehirler, yemekler, bilimsel olaylar gibi diğer listeler de gün ışığına çıkamadı. Bir süre önce bu projeye yepyeni bir ismi uygun gördüm: Mutlakalar Atlası. Yani ölmeden önce mutlaka yapılması gereken şeyler mantığıyla hazırlanmış listelerin yer aldığı bir toplama Mutlakalar Atlası isminin çok yakışacağını düşündüm.
Yakında bu isim altında listeleri yayınlamaya başlayacağım. Her liste onarlı olarak yayınlanacak. Mutlakalar Atlası üstbaşlığıyla Okunması Gereken Kitaplar, Görülmesi Gereken Yerler, İzlenmesi Gereken Filmler, Dinlenmesi Gereken Müzikler, Tadılması Gereken Lezzetler, Bilinmesi Gereken Bilimsel ve Tarihi Olaylar, Gezilmesi Gereken Müzeler, Görülmesi Gereken Resimler gibi listeler bu projede yer alacak ve yaptığım her şey için de bir yazı yazılacak.

Tuna BAŞAR 


6 Eylül 2016
Salı

Elimde sanat üzerinde çok detaylı kaynaklar var. Hepsinden de fazlasıyla faydalanıyorum. Fakat benim sanat tarihi konusunda aradığım kitap henüz basılmamış sanırım. Kütüphanemdeki ve piyasadaki sanat kitapları genellikle resim ve heykel üzerinden sanata yaklaşıyorlar. Benim isteğimse sanatı bir bütün halinde ele alıp ilk ortaya çıkan sanat eserlerinden günümüze uzanan süreçte sanatın tüm dallarında yaşanan gelişmeleri tek tek çok da detaylı olmayacak şekilde anlatan bir kitap. Bu kitabın içinde resim ve heykel de olacak sinema da, tiyatro da olacak opera ve bale de, edebiyat da olacak müzik de… Sanatın gelişim sürecini tüm dalları üzerinden gözler önüne sermeye çalışacak. Tabii ki tüm bunları bir arada anlatabilmek için çok iyi bir yayın kurulu oluşturmak gerekiyor. İlk yazılı metinlerden ilk duvar resimlerine, antik tiyatro oyunlarından felsefenin temellerinin atıldığı dönemlere, ilk mimari eserlerden günümüz özgün yapılarına, sinemanın hayatımıza girdiği ilk görüntülerden sanat akımlarına birçok farklı konuyu bir arada anlatabilmek için çok ciddi ortak çalışma anlayışına sahip bir ekip kurmak da gerekiyor. Bütün bunları ayrı ayrı ele almak değil benim bahsettiğim, tüm bir sanat anlayışının gelişimini bütün dallarını harmanlayarak aktarabilmek. Ayrı ayrı ele alan kaynaklar zaten mevcut. Önemli olan sanatın gelişimi sırasında tüm sanat dallarında yaşananları birlikte gözler önüne serebilmek. Umarım böyle bir kaynağa yakın zamanda kavuşabilirim.

6eylül’16gecesi edirne

Tuna BAŞAR

Tuna BAŞAR

{facebook#https://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#https://www.twitter.com/tunabasar35} {google-plus#https://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#https://tr.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#https://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#https://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget